Puan vermedi·166 syf.··Beğendi
· Seyahat Diyen Kitaplar Zafer Saraç Post Yayınları
Seyahatnameler bugünün küçüle; kültürel ve folklorik çeşitliliğin, farklı renklerin gitgide tükendiği dünyamızda; geçmişten, görülmedik, bilinmeyen, tanınmayan coğrafyalardan, o coğrafyalarda yaşayan insanlardan, onların yaşayışlarından, yaşadıkları mekanlardan bir çeşni sunan; bugüne pencere açan özel metinlerdir.
Zafer Saraç'ın Seyahat Diyen Kitaplar adlı çalışması da işte bu çeşnilerden bir demet sunmuş. Bizi Orta Avrupa'dan Çin'e uzanan uçsuz bucaksız bir coğrafyada bin yıllık bir zamanın enginliğinde dolaştırıyor.
Bu arada bundan asırlar önce bir gezgin, diplomat, tüccar veya elçinin kaleminden çıkmış ham metin halindeki eserlerin günümüz okuyucusuna faydalı hale getirilebilmesi için izlenecek yolun ve metin incelemelerinde bulunması gereken özelliklerin neler olması gerektiğini de gösteriyor. Harita, dipnot, eksik kalan veya açıklanması gereken noktaların tamamlanması anlamında gerekli açıklamalar, indeks vb. gibi..
Bu çalışmada görüyoruz ki bazı seyahatnameler, kaleme alan gezginin dolaştığı coğrafya ve zamana ait ele aldığı konular sebebiyle bir çeşit ana kaynak özelliğini taşımaktadır. O devre veya topluma ait yapılan her çalışmada mutlaka ilgili esere atıf yapılmakta, kaynak gösterilmektedir. İdil Bulgar Türklerinin yaşadığı bölgeye seyahat eden İbni Batuta'nın seyahatnamesi bu anlamda dile getirilmesi gereken bir örnektir.
Seyahat Diyen Kitaplar'ın ismine kaynaklık eden Evliya Çelebi'miz de seyahat edebiyatının muazzam örneklerinden Seyahatname'si ile bu çalışmada yerini almıştır.Kıymeti geç anlaşılan bu dev eserin Yapı Kredi Yayınları tarafından ilk defa çeşitli kütüphanelerde bulunan el yazmalarının karşılaştırılarak ilmi metodlarla 10 ciltlik tam metin olarak yayınlanması, kültür hayatımızda çok büyük bir boşluğu doldurmuştur. Bu tamamlandıktan sonra ardı ardına Seyahatname ilgili kitaplar yayınlanmaya başladı.
Seyahat Diyen Kitaplar'a konu olan Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi ve Sefaretnamesi'ni anmamak olmaz. Osmanlı Devleti'nin yabancı bir ülkede görevlendirdiği ilk daimi büyükelçi olan Çelebi, elçilik görevi sırasında görüp yaşadıklarını Sefaretname adını verdiği bir eser yazarak bu ilgi çekici kültürel ve diplomatik karşılaşmayı günümüze ulaştırmıştır. Zafer Saraç'în çalışması bana üniversite yıllarında Sahaflar'dan satın aldığım Şevket Rado tarafından yayınlanmış olan Sefaretname'yi hatırlamama sebep oldu ve bu hatırlayışla kitabı yeniden okudum. Mehmet Çelebi'nin rahat ve olgun tavrı, karşılaştığı ilgi çekici her konuyu komlekse kapılmadan değerlendirmesi önemlidir. Henüz çocuk yaştaki kralın Naibi'nin 'Nasıl kralımız güzel mi?' sorusuna 'Barekallah maşallah pek güzel!' cevabı...Naibin, kralına hitaben 'Hele şöyle yürü de görsünler!' 'Koş' Koşmanı da görsünler!' demesi ve kralın önce yürüyüp sonra koşması ve Mehmet Çelebi'nin verdiği cevapların bulunduğu satırları tebessümle okudum..
Seyahat Diyen Kitaplar'ın, Emel Esin'in Türkistan Seyahatnamesi ile ilgili bölümü ise bu kitabı sahaflardan bulup okumamla sonuçlandı. Yürek burkuntusu veren bir etkisi oldu bende..Baskı altında tutulan, maddi kültür mirası yok olmaya terk edilen, kendilerini Türk değil de Kırgız, Özbek, Kazak.. diye ifade eden, Türkiye'den gelen bir Türk görünce yüzü aydınlanan, buna sevinen soydaşlarımızın hikayesi...
Kitapta Zafer Saraç'ın biyografisinin olmayışı bir eksikliktir..Bu donanımlı ve çok yönlü akademisyen
yazarı okuyucularının daha yakından tanıması iyi olurdu..
Burada ifade etmek istediğim bir diğer konu kitapta kullanılan dil hakkında..Aynı satırda yerine göre hem bugün pek kullanılmayan Osmanlı Türkçesi'ne ait kelimeler hem de en uç uydurma kelimeler kullanılması, ifadenin muğlaklaşması, üslup birliğinin olmaması söylenebilecek olumsuzluklardan...
Seyahat Diyen Kitaplar'ı adıma imzalamak nezaketini gösteren yazarına ve bu eseri okumamı sağlayan Oğuzhan Saygılı hocama teşekkürlerimi
ifade ediyorum...