Yine Shaun David Hutchinson; yine mental olarak son derece zarar görmüş bir karakterin yaşama tutunma çabası. Bu adamın kitapları hakkında en iyi ve en kötü şey, her şeyin olabildiğince çıplak bir şekilde anlatılıyor oluşu. Tanımlanabileceğini bile bilmediğim duygular hakkında yazıyor, onları imkansız bir şekilde olay örgüsüne katıp okurun o duyguları hissedebilmesini sağlıyor. Muhtemelen ortaokulda aynı sınıfta bulunduğum birkaç primatı alıp bu kitabı okutsam onlar bile olayın derinliğini kenarından köşesinden idrak ederlerdi. Yazarın duygu dünyasının zenginliğini ve betimleme yeteneğini ancak bu kadar ifade edebilirim.
''Çünkü Biz Karıncayız''ın ana karakteri Henry'nin aksine Andrew yaşananlarda bir kurban değil, aksine suçlu olduğunu düşünüyor. Bu yüzden de kitap yaşamayı hak etmediğini düşünen birinin bakış açısından ilerliyor, ama temelde mantık aynı. Her iki karakter de farklı sebeplerden yaşamayı hak etmediklerine inanıyorlar. Her iki karakter de acıdan kaçmayı hayat amacı edinmişler. Farklılık bazında ise en temelde Andrew'un kendi hariç herkesin yaşaması için çırpınması ve Henry'nin genel olarak yaşamın anlamını sorgulaması yatıyor. İki kitap birbirinden bu noktada keskin çizgilerle ayrılıyor ve varoluş sancısının ''Çünkü Biz Karıncayız'' kitabının incelediği konuların dışında kalan kapsamını bu kitap ele alıyor. İki kitabı karşılaştırıyorum çünkü yazarın diğer kitabı 2017 yılında okuduğum en güzel kitaptı. Bu da bu kitap hakkındaki beklentilerimin çok artmasına sebep oldu. Ondan mıdır bilmem, olay örgüsü ve genel bakımdan bu kitaba bir önceki kadar bağlanamadım. Ama bu, kitabın gerçekten çok özel olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Özel diyorum, çünkü özellikle gençlik yılları insanın hayatın anlamını en çok sorguladığı ve varoluş sancısına kapılabildiği yaşlar olduğu için, yazarın bu yaş grubundaki insanlara hitaben yazdığı bu iki kitabı kendi adıma çok değerli buluyorum. İnsanlar klasikleşmiş edebiyat ustalarından ve kült eserlerden başka hiçbir şey edebiyata değerli bir katkıda bulunmamış gibi davranıyor. Bana kalırsa hiçbir üstad bu konuyu Shaun David Hutchinson'ın işlediği gibi işleyemez, o kadar da iddialıyım.