Doğa hareketlerinin belirli yasalara bağlı bir şekilde davrandıkları zaman içinde bilim yoluyla saptandıktan sonra kutsal kitapların, özellikle yazarın detaylıca üstünde durduğu eski ve yeni ahitin, bu doğa yasalarını ihlal edecek hikayeler barındırması yani bir takım mucizeleri anlatmasından dolayı Paine onların esasında Tanrının kelamını içermediğini savunuyor. Bu görüşüne ve vahiy diye bir şeyin kabul edilemeyeceği görüşüne katılıyorum. Özellikle vahiy konusundaki bence orijinal fikirleri kayda değer olmakla birlikte epey zihin açıcı.
Katılmadığım konular ise insanın Tanrıyı akıl yoluyla keşfedebileceğini ve gerçek dinin bilimsel bilgimizin kaynağı olduğunu kitap boyunca vurgulamasıdır. Bilimin hiçbir şekilde dini bir görevi olmamıştır. Bilim, din gibi herhangi bir anlam arayışında değildir, sadece gerçeğin keşfidir.
Tekrardan kendisine katıldığım bir konu da mevcut dinlerin kademeli olarak dünya üzerinde ateistlerin sayısının artmasına sebep olacağıdır. Aslında böylesi bir tespiti yapması bana biraz deizmin savunması gibi geldi. Çünkü yer yer deizme atıfta bulunuyor hattâ Adem'in deist olarak yaratıldığını söylüyor.
İnançlı veya inançsız herkese okumasını tavsiye ederim.