Kitabın arkasında "Bitirmek için yarını, başkalarına anlatmak için bitirmeyi beklemeyeceksiniz." yazıyor. Kitap bittiğinde bende böyle yaptığımı fark ettim… Roman daha ilk sayfalarda sizi içine alıyor. Elinize alınca bırakamadığınız, dur bir sayfa daha okuyup öyle yatayım dediğiniz, eğlendiren, güldüren, düşündüren harika bir bilim-kurgu romanı.
Romanın kahramanı Caine bir istatistik uzmanıdır, üniversitede ders vermektedir, aynı zamanda bir kumarbazdır ve epilepsi hastası olduğu için deneysel bir hap kullanmaktadır. Romanda Caine’nin derslerde verdiği eğlenceli olasılık hesapları (para attığında yazı-tura gelme olasılığı, piyangodan para çıkma olasılığı, küçük bir grupta iki kişinin aynı gün doğma olasılığı, Pascal’ın geliştirdiği olasılık teorisinin doğduğu olay olan zarlar atıldığında bir sayının gelme/gelmeme olasılığı) var. Poker oynadığında da sürekli olasılık hesabı yaparak oynuyor. Kitap ilerledikçe felsefe yapmaya başlıyor ve tesadüf diye bir şeyin olmadığını ve aslında başımıza gelen her olayın kararlarımız ve yaptığımız seçimler sonucunda olduğunu ve hayatta sürekli olasılıklar zincirleriyle yaşadığımızı anlatıyor.
Aynı anda birkaç kişinin hikayesini birden tempolu ve soluksuz bir biçimde okuyorsunuz. Aşk, cinayet, entrika, ajanlık işleri falan da kitabın cabası. Kitap konsantrason gerektiriyor ve sizi ordan oraya sürüklüyor. Kesinlikle hakkını veren ve tavsiye ettiğim bir kitap.