·391 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Şubat 2020 01:06 Bin yıllardır masal mı ,kâbus mu,gerçek mi olduğu bilinmeyen Elké ,diğer isimleriyle Al karısı, albasan,albız doğunun bir dağ köyünde vakti zamanında göğsüne yediği hançerle beraber uykuya hapsolur. Yıllar sonra hançerin çıkarılmasıyla yeniden ortaya çıkar. Ademoğlundan alacağı intikamın planlarını kurarken ise o köyün sakinlerinden Bedir bu korkunç yaratığın konuşmalarına şahit olur. Elké nin planı o sırada doğum yapmakta olan Bedir in gelininin rahmine girip onun ve bebeğin ölümüne sebep olmaktır. Bedir ise senelerdir büyüklerinden duyduğu elkénin planlarına ,yine büyüklerinden duyduğu çarelerle engel olmaya çalışır. Bundan sonrası ise felaketler dizisi . Elké Bedir ve onun zürriyetinden olan her insanın canını almaya yemin eder. Fakat Elké nin güçlerinin toplandığı iğne Bedir in kızı Zöhre nin elindedir. Ve Elké nin gücü sadece hapsolduğu suya yetmektedir. Igneyi alabilmek için yaptıkları ise katliamla aynı boyutta. Seller yangınlar, ölümler... Zöhre ve gizemli şifacı Sarkis için sürgün yaşamlar başlar bundan sonra. Açlık, sefalet,bilmediğin insanların yanında kendi adını bile unutmaya mahkum olarak yaşamak. Aşkların en güzelide vardı. Ayrılıkların en acısı da. Derken bu lanetli miras Zöhre nin torunu Halime ye geçer. Bu defa Elké nin laneti Halime nin peşine düşer. İğne nin sırrını ve Elké nin lanetini dedesi bildiği Sarkisten öğrenen Halime nin mücadelesi kah ağlattı, kah güldürdü. Ben yazmalara doyamıyorum. Bundan sonrası kitapta.
Dedim ya bitmesin istedim. Yazarımızı canı gönülden kutluyorum. Kusursuz bir kitap okudum. Yöresel şive, kültür, yaşam şekilleri kitapla o kadar özdeşleşmiş ki sanki orda o olayın içindeymişiz hissi verdi. O coğrafyayı ve insanını o kadar güzel tasvir etmiş hayran kaldım bu usta kaleme