“Dağılın! Kukla Oynatmıyoruz Burada. Acı Çekiyoruz.”
10/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2020 33. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2020 20:30
“Ural’ın hatırasına” diye başlamış. Rumeli Hisarı’ndan kendini atan bir arkadaşıymış. Kurgu muydu okuduklarım, gerçek mi? Ne önemi var? Yaşadıklarımız değil mi yazdıklarımız? Evet, burada acı çekiyoruz. Acıyı öyle oturduğumuz yerden değil, “sıradan” insanların parçalanıp etrafa dağılmış hayatlarını izleyerek çekiyoruz. Aslında hepimiz biraz kendimizi görüyoruz izlerken. Örneğin, benim de bir “Olric”im var. “Orlick” veya “Yorick” de diyebilirsiniz, sorun etmez kendisi. “Sanço Panza” da olabilir bakın… Neyse, isimlere takılmayalım. Yalnız benim Olric’im hep kendi konuşur, ben dinlerim. Çünkü o bir “tutunabilen”dir. Bazen ortalarda görünmez; o zaman bilin ki işler yolundadır. En son geçenlerde çıktı ortaya: “Yeter artık, aslında her gün kaytardığı halde çok çalışıyormuş izlenimi veren sahtekâr mesai arkadaşına neden selâm vermeye devam ediyorsun?” diye çıkıştı bana. “Ama ne yapabilirim? O kadar çoklar ki… Hem sonra tutunduğum yerden savrulursam ne olacak?” demeye çalıştıysam da dinlemedi beni. Can sıkıcı bir sessizlikten sonra, tepemi attıranlara verip veriştirdim. Ne de olsa tutunduğum yerden beni duyamazlar. Dost görünen hainlere, Yüreğimizde yaralar açıp gidenlere, Söz verip de gelmeyenlere, Geç gelip de bekletenlere, Hakkımızı yerken namuslu geçinenlere, Selâmımızı almayıp kendimizi kötü hissettirenlere, Yüzümüze bakmadan konuşanlara, Sıramızı gasp edenlere, Çelme takmak için fırsat kollayanlara, İş görüşmesinde bizi saf dışı bırakanlara, Garsona tepeden bakan terbiyesizlere, Soru sormaktan çekindiğimiz rahatsız öğretmenlere, Çocuğunu hunharca azarlayan ebeveynlere, ... (Yeter, dedi Olric. Bu liste bitmez!) İnsanlık olarak hâlâ şansımız varsa, bir gün tüm bunlar yüzünden utanacağız. İşte biz o vakit tutunacağız. Farkındayım, biraz bol keseden iyimserlikle dolu oldu bu cümle; söylenmemiş de sayabilirsiniz. Ama buraya yazmak bana iyi geldi. Gerçekçi olmaya devam derseniz, ben de size bir soru sorarım o zaman: Hiçbir şeyden çekinmeseniz, şu an yaşadığınız hayatı sürdürür müsünüz? Yoksa Selim gibi intiharı, Turgut gibi kaçmayı mı tercih edersiniz? Onlar da birer “aydın” değil miydi? Onlar; “tutunamayanlar”. Toplumu, hayatı, kendini eleştirenler… Sonunda durumu düzeltmek yerine kaçmayı tercih edenler. “Sen düzeltebildin mi?” “Yeter artık! Olric misin, Sanço musun, her neysen; yüzüme vurup durma. Ben sakin, dürüst, saf, sağduyulu ve aydın biriyim. Bana zavallı muamelesi yapma! Göreceksin, bu alçak tutunanların arasından bireysel irademle ve de yüzümün akıyla çıkıp yükseleceğim! ” “Önce iç yolculuğundan dönmeyi başar da, sonra bireysel var olursun.” Yeter Olric. Sen, o, diğerleri… Beni rahat bırakın. Sizinle baş edemem ben. Başka bir yerlerde yabancılaşmaya gidiyorum. Yola bensiz devam edin…
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
··
554 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
- Biz ne ara bu hale geldik Olric ? - Yavaş yavaş oldu efendimiz. -1000K bu işin neresinde Olric ? -1000K öncesi hayatımızı hatırlamıyoruz efendimiz. - Başka sorum yok , iyi ki varsın Olric. Eline sağlık.
Neşe
Gönderi Sahibi
1000K olmazsa bittik:) Teşekkür ederim Osman.🌸