Klâsik Çin tarih yazımında Hunlardan neredeyse ağız birliği edilmişçesine, Çin’deki hâkimiyetleri meşru olmayan ve yalnızca yıkıcı olan zalim ve cahil yabancılar olarak bahsedilmiştir. Onların Çin kaynaklarındaki tasvirleri, Yunan-Roma kaynaklarında ve hatta Hunlara dair bazı modern tarih yazımlarında gördüğümüz düşmanca yaklaşıma olan benzerliği dikkat çekicidir.
Eski Hun İmparatorluğu’ndan neşet eden Tabgaçlar, Çin’i birleştirdiği ve Tabgaç İmparatorluğu’nu tesis ettiği zaman Çin’in bu Orta Asyalı fatihleri, Çin’e kadim Hun siyasi sisteminin bazı karakteristik özelliklerini tanıttı. Bozkırlardaki yarı federal gelenek Çin kontekstine uyarlandı ve “bozkır” askerî aristokrasinin, yerli bürokratların yardımıyla Çin’in büyük bölümünü yönettikleri bir sistem ortaya çıktı. Bu durumun bir benzerini daha sonra Ostrogoth İtalya’snda ve Frank Galya’sında göreceğiz. Zira orası da Atilla’ya ve Avrupa Hunlarına ait olan başka bir Hun İmparatorluğundan neşet eden siyasi gruplar tarafından kontrol edilmiştir. 150 yıllık dönem içerisinde Orta Asya’nın Tabgaç (Wei) imparatorları, bozkır sistemine uygun bir şekilde, askerî aristokrasiye ve kraliyet prenslerine neredeyse 850 mülk dağıtmıştır. Bu mülklerin dörtte üçü etnik olarak Tabgaç soylularına verildi. Bu şekilde Tabgaç elitinin aristokratik üstünlüğü korunmuş oldu. Çok benzer bir yarı feodal sistem de Avrupa’da ve aynı zamanda, Orta ve Güney Asya’da da görülmüştür. Orta Asyalı Hunların, Batılı kuzenleri oralarda Hun adı altında kendi Orta Asya İmparatorluklarım kurmuşlardır.
Kuzey Wei ise daha sonradan Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrıldı ve batıdaki Orta Asyalı elitin büyük kısmı Çin'i en sonunda yeniden birleştirecek olan Kuzey Chou ve Suei
Hanedanlarını kurdu. Li imparatorluk kabilesi T’ang Hanedanı’nın yerini aldı. Onlar da Orta Asyalı seleflerinden son derece etkilenmişlerdi ve aslında evlilik vasıtasıyla da onlarla akrabalık kurmuşlardı. Orta Asyalı Türk süvarisi eski kısa ömürlü Suei Hanedanının yıkılışından sonra Çini birleştirmek için kullanıldı ve T’ang sarayındaki pek çok güçlü aristokrat (bazı imparatorlar da) Türkçe konuşabiliyor ya da Türkler imparatorluk hizmetindeki Türk birliklerini yönetiyorlardı. Orta Asya Hunlarının ve haleflerinin İmparatorluk Çin’ine olan tesirleri son derece derindir.