Gönderi

Anayurt Oteli
Puan vermedi·128 syf.··
2020 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2020 14:54
Öncelikle kitaba başladığım anda bırakın kitabı okumayı, kitabı aldığıma dahi pişman oldum. Çünkü rahatsız edici derecede cinsellik içeriyordu (tabii beni rahatsız etti, sizlerin değerlendirmesi ne olur bilemem ) Fakat kitap ilerledikçe artık bunlara takılmadığımı fark ettim. Hani trajedilerde çirkin olaylar izleyiciye sunulmazdı da daha sonra komedi türüyle falan bunlar sahneye dökülmüştü ya. Bu romanı okurken ben de aynı şekilde bocaladım. Birden insanoğlunun çirkin zaaflarını, aşağılık hâlini, utanç verici saplantılarını bir kitapta okumuş oldum. Bu yüzden çok gerçekti ve sanırım bu yüzden Zebercet'in günümüz insanının portresini çizebilen çok sağlam bir karakter olduğu düşünülüyor. Aslında kitabı okumayı çok sevdim. Çünkü tamamen o otelin havasını soludum, odalarında bulundum, Zebercet'in içini gördüm... Konusundan kısaca bahsedecek olursam; babasından kalan Anayurt Oteli'ni işleten Zebercet'in hikayesini okuyoruz. Bir gün otele gelip tek gece kalan esrarengiz bir kadın onun bütün hayatını değiştirir. Sürekli zihninde o kadını yaşatır, o gece kaldığı odada yaşamaya başlar, kendisini onunla tatmin eder hatta onunla konuşur bile. O tüm bu dürtülerle yaşarken oteldeki hareketlilik kitabı canlandırıyor. Spoiler olmasın diye fazla bahsetmek istemesem de yüzeysel olarak yazacağım, Zebercet bir suç işler ve sonrasında izleyici olarak katıldığı bir mahkemede suçluyu dinlerken aslında kendi içsel hesaplaşmasını yapar. Burada aklıma sıkça Raskolnikov (Suç ve Ceza) geldi. Daha sonrasında hâlâ bu şekilde özgür yaşıyor olabilmek ona ağır gelir ve içinde bulunduğu yalnızlıktan da ötürü kendi hazin sonunu hazırlar... Bu noktada yazardan da kısaca bahsetmek istiyorum. Yusuf Atılgan, bilindiği üzere modernizmi işleyen önemli yazarlarımızdan birisi. Bilinç akışı tekniğini bu romanda o kadar güzel kullanmış ki anlatamam! Resmen karakterin zihninde dolaştım kitap boyunca. Bunun dışında yazarın eserlerinde Freud'un etkilerini çok net görüyoruz. Freud, insanların toplum tarafından hoş görülmeyen hislerini bastırdığını söyler. (Saldırganlık cinsellik gibi) Ve ona göre bu duygular bilinçaltımızda yaşamaya devam eder. Zebercet de tam da o bastırılmış duygularının esiri olmuş bir karakter. Bu yönüyle baktığınız zaman daha farklı bir okuma yapıyorsunuz. Ben kitabı daha iyi anlamak adına filmine de göz atmak istedim ve birçok detay açığa kavuştu benim için. Bu yüzden memnun kaldım. Bir de film tam hayallediğim gibi olmuş, o yalnızlık hissi müziğinde bile iliklerinize işliyor. Kitabı herkese öneremeyeceğim. Herkesin seveceği bir tarz olduğunu düşünmüyorum çünkü. Ben okuduğuma pişman değilim
Edebiyat
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
·
31 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Çok hoş bir inceleme olmuş. Kaleminize sağlık :)
Kübra
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederimm ♡