Puan vermedi·160 syf.····Okunma: 04 Mart 2020 01:39 Sen Hayat ; haya ile hat' ı birleştiren çizgi sanatı ...
Sonsuza kadar çizilmiş bir resmi , her yeni gün bizim ilmek ilmek dokuduğumuzu zannettirerek nasıl galeyana getiriyorsun kandırabiliyorsun hepimizi...
Othello'yu okuduktan sonra şimdi görüyorum ki büyük ustayı bile Shakespeare' i
Niye mi bu şekilde başlıyorum yazıma ? Çünkü bu eserden önce beş tane birbirinden fevkale Shakespeare oyunu okumuş oldum ve bu oyunu okuyunca en çok şu hisse kapıldım. Yazar aslında onlarca oyun yazmamış, bir sürü oyunda en ideal kendini bulmaya hatta kendini oluşturmaya çalışmış. VE EVET BAŞARMIŞ ... KRAL LEAR , Romeo & Juliet ve diğerlerini okurken adeta bir şarkının sözlerini size veriyor siz de içinizden ona yeni bir beste , efsane bir melodi oluşturuyorsunuz. Oysa bunu ilk yapıtlarında hissedemiyorsunuz. Evet kısaca O bile bir gün yazdıklarının altının ve üstünün böyle doldurulacağını , kitlelere değil asırlara ulaşacağını hayal edemiyordu . Hayat bu konuda kimselere izin vermemişti. O belki oyunlarını sahnelemek için önceleri bir tiyatro bile bulamamış ,sonrasından kendi tiyatrosunu kurmak zorunda kalmıştı bilemiyorum . Bildiğim şey ; Hayat, bildiğimiz ve hayranlık duyduğumuz o mükemmel insanlara dahi sadece KENDİ EN İDEALLERİNİ bulma şansını tanıyor . Sonrasını görme fırsatını da çoğuna vermeğine neredeyse her biyografi ve otobiyografide rastlıyoruz.
Peki bu bana en çok neyi mi kazandırdı ? Kendi en idealini bulmak ve aramak için çıktığın o yolda hiç vazgeçme ! Belki yarın , belki YARIN'lardan Çok Uzak ; ama günün sonunda , EN UCUNDA ; yalnızca KENDİ EN İYİSİYLE SAVAŞANLAR ; galip oluyor !
Konu içeriğine gelince ; Temel tema Kıskançlık ; bu yalnızca başkarakter Mağripli ; zenci diye anılan Doğulu Othello'nun eşi Desdemona'ya karşı olan bir kıskançlık gibi gösterilse de , oyundaki neredeyse bütün insanların birbirine karşı olan insani haset ve çekememezliği var... Sonuçta da bir kazanan yok, Kaybet~ Kaybet ilişkisi söz konusu. Tabi net olarak söylenemese de belki insanın kitapla birleşmesini engelleyen engel, karakterlerin her birinin belli bir özellik üzerinde , tek yönlü resmedilmiş ve hiç birinin de iyi olanı yansıtamayışı. Kurnaz olanın en uçta kurnaz , iyi olan ölüm derecesinde saf, iftira atılanın kendini savunamayacak pasifliği insanı bir noktada Yeter dedirtiyor. Bu duygu etrafında da birçok kişi ölüyor. En önemli olanıysa Desdemona'nın ölümü oluyor. Her şeyiyle saf ve temiz bir karakter haksızlığa yenik düşüyor. Anlatılmak istenilen coşkuya da burda ulaşıyor oyun... Niye kaybet kaybet dedim çünkü kurnaz olan İago'nun da sonunda foyası çıkıp cezası uygulanıyor... Evet sonuç olarak bakarsak bu Kitap da Bir DÜNYA KLASİĞİ zaten :) Klasik...
O zaman niye tiyatroda yüzyıllardır bıkılıp usanılmadan işleniyor? Çünkü bu yazılmış bir oyun ; oyunu her bir yönetmen ve oyuncu alıp kendi dünyasına taşıyor , konu bir iskelet ama organları yerleştirmeyi bilince ortaya fazlaca güzel bir resim çıkabiliyor.
Tıpkı dizilerimizin yıllardır değişmeyen Doğulu Töre kavramı üzerine inşa edilmiş bitmek ,tükenmek bilmeyen sektörü gibi bitip tükenmeden işleniyor ama tiyatrolar daha çok Kültür amacı güderken Ekranların salt amacı maddiyat olunca işlerin güzelliği tartışılır hale gelebiliyor...
Ve evet Yeterince Şansım olabilirse her birini filminden sonra oyunlarda da , yalnızca kültürel bir amaçla seyretmek istiyorum. SEBEP mi ? YOLDAKİ EN İDEAL kendimize ulaşma ...
SONA DA KOCAMAN BİR BENCE !