·364 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Mart 2020 09:08 Pedofili gibi hassas bir konuyu işlemek bir yazar için oldukça büyük bir cesaret ve Vladimir Nabokov işini hakkıyla yerine getirmiş. Karakterlerin her birinin yaşadığı ruhsal ve duygusal süreçleri iyice hissettiriyor okura. Kurbanımız Lolita'nın esaretine ve yaşadığı travmalardan sessizce etkilenişine üzülürken, her ne kadar Humbert'e çoğu zaman öfkelensem de yer yer onun da yaşadıklarına üzülmeden edemedim. Bu durum da kendimi ahlaki açıdan sorgulamama sebep oldu. Bir yandan da geçmiş travmaların tedavi edilmediğinde ne gibi sonuçlara yol açtığını çok güzel gözler önüne serdi. Pedofilinin tedavi edilemeyen bir sapkınlık olduğu zaten bilinen bir gerçek ancak kontrol altına alınabiliyor, eyleme geçişi engellenebiliyor ve bu kitapta da bunu görüyoruz. Aslında Humbert pedofili olmaktan tiksinti duyuyor ve kendini Lolita'da kaybetmeden önce sapkınlığını kontrol altında tutmayı başarabiliyor. Yaşanan olaylar ve bulunduğu koşullar ile birlikte gittikçe kontrolünü kaybediyor, fren mekanizması bozuluyor ve küçük bir kızın hayatı boyunca peşini bırakmayacak bir travmaya sebep oluyor. Pedofili olmaktan duyduğu tiksintiyi hastalığını rasyonalize etmeye çalışarak kabullenişine de tanık oluyoruz. Ünlü yazarlar ve düşünürlerin çocuk aşklarına göndermeler, çocuk evliliklerinin yasal olduğu zamanlara ve yerlere göndermeler yapması ve elbette Lolita'nın kendisine aşık olduğu yanılsamasına inanması gibi... Yazarın yer yer yaptığı James Joyce tarzından uzun ve karmaşık betimlemeleri beni biraz yordu açıkçası, zaten kitapta da birkaç sefer James Joyce'a göndermeler vardı. Yine de sonuç olarak okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.