"Bana kalırsa birinden hoşlandığın zaman bunu ona söylemelisin, yoksa bir yakınlaşma olması mümkün değildir." Pavel kitabını gürültüyle kapatarak şöyle sordu: "Nasıl bir yakınlaşma olmasını umuyorsun ki?" Bir süre ikisi de sustu. Sonunda Andrey, "Eee?" diye sordu. Pavel yavaş yavaş konuşmaya başladı: "İnsan ne istediğini iyice bilmeli Andrey. Ben hiç sanmıyorum, ama farz edelim ki o da seni seviyor ve evleniyorsunuz. Entelektüel bir kadınla bir işçinin evliliği. İlginç bir evlilik. Sonra çoluk çocuğa karışıyorsunuz, senin çalışman gerekiyor, hem de çok sıkı bir çalışma, karnınızı doyurmak için, çocuklar için, kira için... Anlıyor musun? Davamız için ikiniz de kaybedilmiş olacaksınız..." Bir süre sustuktan sonra Pavel daha yumuşak bir sesle devam etti: "İyisi mi bırak bunları Andrey. O kızın da huzurunu kaçırma." Odada çıt çıkmıyordu. Bu sessizlikte sadece saatin tik takları çok net bir şekilde duyuluyordu. "İçinden bir ses sev diyor, başka bir ses sevme, nasıl şey bu böyle, ha?"
Edebiyat
·1 alıntı·
2 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.