Puan vermedi·68 syf.····Okunma: 15 Mart 2020 14:09 Sezai Karakoç’un her kitabında okuyucuya bir parçasını verdiği “diriliş yapbozunun” ana tahtası niteliğinde bir kitap! Coğrafyayı analiz eden, diğer eserlerinde vereceği mefkurenin; “Diriliş mefkuresinin” bir parçası!
İçinde cevaplardan çok sorular barındıran, zihinde bıraktığı soru işaretleriyle okuyucuya (diriliş nesline) yeni kapılar aralayan “İslam’ın Dirilişi” kitabı; adıyla bile çok şey anlatmakta. Adıyla bile akıllara “İslam ölmüş mü ki dirilsin?” sorusunu getirmekte…
Kitabın geneline baktığımızda “Durum- Diriliş- Çağrı” bölümlerinden oluşmakta olduğunu görüyoruz. Bu üç kavramın her biri bize farklı bir mesaj verirken, dizilişleriyle bile haritamız olmaya adaylar. Manası üzerine düşünecek olursak “Durumu kavrarsan dirilecek güce erişirsin. Ancak dirilecek güce eriştiğinde kendi çağrını gerçekleştirebilirsin.” Sonucuna ulaşıyoruz.
Sorunumuzun “diriliş atılımındaki eksikliğimiz” olduğunu söylüyor üstat. Diriliş atılımı… İşte tüm amacı ve umudu bu Sezai Karakoç’un. İslam Dünyasında atılım gerçekleştirecek bir diriliş nesli… Önce düşüncede dirilecek, sonra inançta diriliş gelişecek. Şüphesiz Sezai Karakoç’un dediği gibi “İnanışta diriliş olmaksızın da duyuşta, duyarlılıkta, yani sanat ve edebiyatta diriliş başlayamaz”. Neden dirilemiyoruz? Kökü Tanzimattan çok öncelere dayanan bir düşünce durgunluğuna girdiğimiz için. Nasıl dirileceğiz? İçine girdiğimiz her değişme oluşunu kritik ederek, nefs muhabesiyle…
Durum analiz eden, dirilişe çağıran çok kıymetli bir kitaptı…
İnce olduğuna bakmayın, üzerine uzuuunn uzuuunn düşünülecek kadar yoğundu.
Kesinlikle Tavsiyemdir!