Gönderi

Puan vermedi·443 syf.··
2020 34. kitabı
emile zola'nın nereden tutulsa insanın elinde kalan romanı. arkadaş insan bir kitabı yazarken bütün kurallara karşı gelebilir mi? ne bir tema var kitapta ne de bir konu. okuyup da bitirdikten sonra insanın kafasında "ee ben ne okudum şimdi amk?" düşüncesinden başka hiçbir şey belirmiyor. hadi tamam, natüralistsin, iyisin, güzelsin, hoşsun, bir manifesto olarak böyle bir kitap yazayım demişsin de bir kitap insana hiç mi bir şey vermez sorusunun cevabı bu olmamalıydı bence. benim biraz biçimle ilgili sıkıntım var nana'yı düşününce. bir romanı okurken insan kuramsal olmadığının farkındaysa, bir düğüm bekliyor ki açılsın. hani roman yazmaya giriş 101 kuralıdır bu da. düğüm koyacaksın, okuyucuyu itekleyeceksin ki kitap ilerlesin, insan şevkle okusun bitirsin, bitirdiğinde "lan adam ne güzel kurmuş ha," desin. nana'da sahne sahne gidiyor tüm kitap ve bir sahneyi çıkarsan, başka bir sahne eklesen hiçbir şey fark etmez gibi hissediyor insan. tamam bazı yerlerde şahane anlatımlar, tasvirler olabilir; lütfedip koymuş sevgili zola, ama insan bir kitaptan daha fazlasını bekliyor. kitabı bitireceğim diye içim çürüdü amk. nana'ysa nana, ben de yazarım nana'nın alasını! nana bittikten sonra dumas fils'in kamelyalı kadın'ını okumaya başladım. ulan, fahişelikse fahişelik; paris'se paris; pompaysa pompa; dumas fils'in boynuna sarılıp ellerinden öpmek istiyorum. nana'da benden esirgenen edebi zevki, çözümlemeleri olabildiğince sade bir dille ve hoş tespitlerle yumuşak bir şekilde anlatması yok mu! biliyorum ayrı dünyaların insanlarısınız zola ve dumas fils ama bu kapışmayı dumas fils alır. zola'yı bulsam bir kaşık suda boğacağım 444 sayfa boyunca bana okunacak doğru düzgün bir hikaye, doğru düzgün bir karakter vermediği için. ayıptır ya!
NanaEmile Zola · Alfa Yayıncılık · 20045,5bin okunma
·
6 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.