Mai ve Siyah, bir dönem romanı. Servetifünun kuşağını, onların hayal hakikat arasında kalmış melankolik haleti ruhiyesini her şeyiyle anlatan bir eser. Hem teması hem temayı işleyiş tarzı hem de anlatıcı tipolojisi bakımından Türk edebiyatının ilk romanı. Halit Ziya, kurguladığı anlatıcı ve anlatıcının olaylara, kişilere ve mekânlara yaklaşımı ile ilk romancı muhayyileyi örnekleyen bir eser vücuda getirmiş Mai ve Siyah'la.
Mai hayallerin, siyah hakikatin temsilidir. Ahmet Cemil, hayallerinin mai dünyasında düşlerle dolup taşarken hakikatin ağırlığı altında ezilen, gereğini yerine getirmediği hayallerinin bir bir suya düştüğünü görüp daha da melankolikleşen pasif bir seyirci gibidir. Onun başlangıçtaki mai gecede de sondaki siyah gecede de toplumdan uzak, yalnız ve yalıtılmış duruşu; Mai ve Siyah'ı Sevetifünun kuşağının toplumla ilişkilerini somutlaştıran, temsil gücü yüksek bir esere dönüştürüyor.
Eseri roman kılan unsurlardan biri de ekonomik ilişkilere ve modern hayat tarzının bir yansıması olarak şahsi teşebbüse yer verilmiş olması.
Eser, Ahmet Cemil'in abartılı hayalciliğine rağmen realist karaktetiyle de dikkate değer. Çünkü hem yazar için gözlemlenebilir gerçekliğe dayanıyor hem de yaşayan toplumun/yaşayan insanın sorunlarına yer veriyor.
Olay örgüsünde dikkatimi çeken bazı aksaklıklar da var: Kahramanın Lamia'ya olan aşkının birdenbire başlayıp derinleşmesi bunlardan biri. İkbal'in evlilik kararı verilirken de aynı aceleye getirilmişlik seziliyor. Ahmet Cemil'in Raci'ye karşı geliştirdiği sonsuz affedicilik tutumu da abartılı görünüyor.
İş Bankası baskısının sadeleştirmesi de dönemin şartları düşünüldüğünde metne asla alınmayacak "sanal" gibi bazı kelime tercihlerine rağmen oldukça başarılı. Genç kuşaklar için rahatlıkla tercih edilebilecek yetkin bir sadeleştirme.