Puan vermedi·328 syf.····Okunma: 17 Mart 2020 17:42 Normalde kitap okurken sessiz ortam ararım, sakin kafayla alırım elime kitabımı ki hissederek okuyayım bana verdiği hazzı en iyi şekilde alabileyim. Ama bu adam var ya, evet Grangé Beyden bahsediyorum, öyle bir etkisi var ki ortam dilediği kadar gürültülü olsun okumaya başladığım an dışarıdaki tüm o sesler kayboluyor, kafam dağınık olsun alıyor kendine öyle bir odaklıyor ki sonra da tutup kendi dağıtıyor...
Grangé maceram Siyah Kan ile başlamıştı uzun süre etkisi altında kalmıştım ve bu etkiyle elime yeni bir polisiye kitap alamamıştım.. İkinci olaraksa yine bir o kadar hayran kaldığım Kızıl Nehirler.. Bir yanımda Pierre Niemans, diğer yanımda Karim Abdouf. Birbirinden başarılı ayrıca agresif ve bir o kadar da inatçı iki polis. "Kusursuz insan" oluşturmaya çalışanlar, birbiri ardına "cinayetler" ve dışarıdan önemsiz görülen iki "soygun"un izlerinin bu iki polisimizi bir araya getirmesi ve ve ve NEDEN öyle bittiii diye beni yıpratan bir sonu ile kitap taam bir maceraydı. Hepinize şiddetle tavsiye ederim!
Bunun yanında sizinle Ot Dergisinin Mayıs 2019 sayısında yer alan Grangé röportajının bir kısmını paylaşmak istiyorum:
-Sizin kişisel deneyinizin formülü nedir?
Formül çok basit:Aşırı doz sevgi! Aslında ben de eskiden çok agresif bir tavra sahiptim, çocukluğumda birtakım yoksunluklar, tatminsizlikler vardı. Ama zamanla bu agresif tavrın içimdeki korkuya verdiğim bir tür cevap olduğunu anladım. Ama insanoğlunu ilginç kılan -ki benim örneğimde de bu şekilde- bu eksiklikleri iyi bir şeye kanalize etmek. Ben, yoksunluklarımı romana dönüştürdüm. Her insanın, kendi kimyasındaki kötülükleri alıp olumlu bir şeye dönüştürebileceğine inanıyorum.
-Kötücül karakterlere bu kadar kafa yormak sizi paranoyaklaştırmıyor mu?
Tam tersi, romanlarımda tüm bunları yansıtmak, kusmak, günlük hayatımda daha saflaşmamı sağlıyor. Çocuklarıma sorsanız bu kadar karanlık bir hayal gücüm olduğunu asla tahmin edemezler. Bu romanlar kafamdaki o karanlık kısımdan kurtulmak için bir çıkış yolu. Romanlarım da benim için, az önce bahsettiğim doğru doz'un bir kısmını oluşturuyor, onlar sayesinde içimdeki karanlıktan kurtuluyorum.
***Son soru bizimle de ilgili, evet Niemans severler...
-Gerilim-polisiye edebiyatında bir karakter yaratıp, onun hikayelerini serileştirmek çok yaygındır. Sherlock Holmes, Hercule Poirot gibi... Siz neden bu yolu tercih etmiyorsunuz?
Her seferinde yeni bir kahraman yaratıp onun kendi travmaları, kendi özellikleri doğrultusunda, yeni bir soruşturma, yeni bir roman yazmanın daha zevkli olduğunu düşünüyorum. Fakat geçen yıl televizyon için dört bölümlük bir mini-dizi yazdım. Orada Kızıl Nehirler hikayesini ve Komiser Niemans'ı tekrar ele aldım. Sonra her bir bölüm için bir roman yazmaya karar verdim, hatta ilki Fransa'da geçen ay yayımlandı. Şimdi önümüzdeki dört romanda hep aynı kahraman karşınıza çıkacak. Ben de arkadaşlığı iyice ilerlettim Komiser Niemans'la...
***Tabi bahsedilen kitap, henüz okuyamasam da, Son Av!!!
Son olarak kendisi bu platformda bulunmasa da, bu kitabı benim için imzalatan dostuma teşekkürü borç bilirim. Herkese keyifli okumalar dilerim.