Kafamın içindeymiş gibi hissediyorum saatin tik taklarını, boğuk bir ses sürekli olarak zonkluyor, hissediyorum tüm bedenimde, hiç bitmeyecek bir döngü gibi, tik tak, tik tak, tik tak…
Bugün 23. Gün ve değişen hiçbir şey yok. Her şey daha da kötüleşti, sanki yıllardır bu şekilde yaşıyormuş gibi hissetmeye başladım, perdeyi dahi aralayıp dışarı bakmaz oldum, ışığı açmıyorum, yanan mum arada pır pır ediyor, hafifçe gelen esintinin dahi nereden geldiğini bilmiyorum, yanıyor, pır pır ediyor, sonunda tükeniyor, eriyip gidiyor, sonra yenisiyle değiştiriyorum, değişen tek şey mum oluyor, kaderi değişmiyor, eriyor ve bitiyor, sadece rakamdan ibaret, şu kadar mum, bu kadar mum, tıpkı insan ölümleri gibi, o kadar insan, şu kadar insan, hepsi istatistik, hepsi rakam, bu rakamların içinde hayatlara ve anılara yer yok, ailelere yer yok, eşe dosta yer yok, sadece rakam, tarihe sayısal olarak düşülmüş bir not, içerik önemsiz, sadece sayıdan ibaret.
Bugün 30. Gün ve değişen hiçbir şey yok. Daha fazla ölüm var, haberleri daha az izliyorum, sadece akşamları açıyor ve kapatıyorum, iyice yalnızlaştım, dışarı çıkmıyorum, ihtiyaçlarımı çok aza indirdim ve onlarla yetinmeye çalışıyorum, zaten tek başımayım, kendi kendime yetebilirim, etrafımda olan gülen yüzler 16 gün önce benden alındı, kendi kendime ağlıyorum, isyan ediyorum ama elime bir şey geçmiyor, intihar etmek istiyorum ama becerememekten korkuyorum, ölümden değil, becerememekten, onu da elime yüzüme bulaştırmaktan korkuyorum, anılar geliyor gözümün önüne, tıpkı dün gibi, bir saat önceymiş gibi, elimi uzatıyorum, hemen kayboluyor, gözümü kapatıyorum ve tekrar düşünmeye başlıyorum, bir tek anılarım kaldı, onlara tutunuyorum.
Bugün 42. Gün ve değişen hiçbir şey yok. Dün gece haberleri izlerken, bir konuşmacı umuttan bahsetti, biraz tebessüm ettim, insanlık için hala umut var dedi, yaşanan olayla ilgili hala umut var, bilim adamları çalışıyor dedi, yani anlayacağınız yine değişen bir şey yok, çalışmaya devam ediyorlardı, her gün istatistiklere yeni insanlar katılıyordu, sadece rakam olarak. Umut nedir diye düşündüm, bolca vaktim var nasıl olsa, bir yere gitmiyor, kimseyi de beklemiyordum, benden alınmış olan, -konuşamıyorum, benden nelerin alındığını dahi anlatamıyorum, ne dilim ne elim varıyor yazmaya,- umut demiştim, kimine göre umut aptallıktır, kimine göre yaşama tutunmaktır, kimine göre ise insanlara verilmiş biz doz ilaçtır, insan umudunu yitirdiğinde hiçbir şeyi umursamamaya başlıyor, ne yaşamı ne de ölümü, varmış ya da yokmuş hepsi aynı gelmeye başlıyor, birisi başlangıç birisi son, kimine göre bir son bile değil; bir hediye, umut bir çıkış yolunun olmadığı dönemlerde karşımıza çıkar, yoksa durduk yere bir şeyleri umut etmek pek tatlı bir hayaldir, her şey güzelken umut etmeyiz; isteriz, sahip oluruz, işler kötü giderken elde edemediğimiz ne varsa umut ederiz, ona sahip olmak için, maddi ya da manevi fark etmez, işte umut burada çıkar karşımıza ve bizimle oynamaya başlar. Umut deliliktir, aptallıktır, beklentidir, hayaldir, yaşamak için belki bir neden, ölmek için bir sondur, yaşamak için umut ediyoruz bu günlerde, başımıza gelen bu şeye karşı dur demek, onu yenmek için umut ediyoruz. Yaşam mücadelesini içinde bırakmış olan ben için bir umut yok, çünkü tüm umudum alındı, sadece anılarımda kaldı umutlarım, yakında benimle birlikte onlarda yok olacak…
Bu olaylar başlamadan önce konuşmuştuk, hep birlikte bir odanının içindeydik, çocuklar oyun oynuyor, eşimle birlikte konuşuyorduk, "insanlık için umut olabilir," demişti, "neyi, ne kadar, nasıl istediğine ve sınırlarını bildiği sürece." Ben de cevap vermiştim, "İnsanoğlu tamahkardır, durmayı bilmez, doymayı da bilmez, bu aç gözlülük onun sonu olabilir; kendini sınırlamaz ve her şeyi yapmaya hakkı olduğu düşüncesinden çıkmazsa, daha fazla tüketmeye devam etmezse, doğayı katletmezse, hayvanları zevk için öldürmez, kötülüğü değil iyiliği yaymaya başlamazsa; evet, hepimizin sonu olabilir." demiştim. Onun kadar umutlu olamamıştım, haklı olan ben olmak istemezdim, belki de haklı olduğumu düşünmüştüm sadece.
Günler geçiyor, genellikle aynı geçiyor, değişen bir şeyler yok, sadece iyimserliğini korumayı isteyen insanlar daha da çoğaldı, öyle söylüyorlar haberlerde, dışarısı nasıl bilmiyorum, mutlak sondan kurtulmak istiyorlar ve ellerinden hiçbir şey gelmiyor, sadece bekliyorlar.
Bugün 52. Gün ve değişen bir şeyler var; "insanlık için umut var," dedi bir bilim adamı, "yeni bir başlangıç için, başlangıçlar için." devamını dinlemedim, kapattım, "haklıymış" dedim.
Kafamın içindeymiş gibi hala devam ediyor saatin tik takları, daha da şiddetli, hiç bitmeyecek sonsuz bir döngü gibi, yaklaşıyor yaklaşmakta olan benden habersiz bir şekilde, tam da olması gerektiği gibi; tik tak, tik tak, tik tak…
-Son-
*
Erhan abinin düzenlemiş olduğu "Mart Ayı Hikaye Etkinliği" kapsamında yazılmıştır.
#64209408