Çerçialan, Gamze Arslan’ın 2016 Yaşar Nabi Öykü Ödülü’nü almasını sağlayan öykü kitabı.Sorgulayan, eleştiren, acıtan ve insanı sarsan yedi öyküden oluşuyor kitap.
Daha ilk hikâyeden başlıyor kadının kendi olma çabası, çıkış yolu araması.İlk öykünün adı Dudu ve Nimet.Kıskanç Dudu, anasını koynundaki bebeden, ineği Nimet’i ağıldaki boğadan kıskanıyor.Sevdiklerini kimselerle paylaşamayan Dudu kendini anlatmak için kanlı bir çözüm buluyor.Bu hikâyede yarım kalmış öyküsü, acı acı sızlayan yarası olan çerçi Cevat, Anadolu insanının yükünü adeta
sırtında taşıyor.Cevat’ın derdine, Ahmet Arif şiiri eşlik ediyor:
Aymışam yarı gece,
Seni bulmuşam sonra.
Seni, kaburgamın altın parçası.
Seni, dişlerinde elma kokusu.
Bir daha hangi ana doğurur bizi?
İkinci öykü “Küf Kokusu Olmalı İnsanda”.
Kocasından şiddet gören, en yakın arkadaşları fareler olan bir kadının duyarsız komşusundan ve kocasından aldığı intikam anlatılıyor bu hikâyede de.
Etrafında olup bitene kulağını tıkayan, kariyer merdivenlerini tırmanmaya çalışan kişiyi temsil ediyor Nezile.Kanlar içindeki patlamış ağzını tutan,merdivenlere dökülen dişlerini toplayan komşusuna ofis gülücüğünü reva gören “hakiki komşu Nezile...Acıyı seyreden Nezile’den intikamını alan yazarımızın zulüm gören kadınlara bir de mesajı var:
Arada böyle temizleyin kocalarınızı kadınlar, valla misler gibi oluyorlar.Kocacığınız uzun yaşar kloraklaaa!..La la la!
Üçüncü öykü Bimka.
Bimka’da var olanı bozmak, güzelliklere tecavüz etmek, hükmetmek var.Gücün; güçsüz karşısındaki tavrı, güzellikleri yok edişi anlatılıyor üstü kapalı.Yine etraftaki insanlar sessiz. Taşlaşmış, tepkisiz, olaylara müdahale edemeyen insan bu kez heykel metaforuyla anlatılıyor.
Dördüncü öykü “Allah’la Ciddi Düşünüyoruz.”
Ana dilinden farklı bir dile öykünen ve bu dili yerli yersiz kullanan erkek kahramanımızın Allah tarafından cezalandırılışı, lâl kalışı konu ediliyor.Yazarın dilsel kıvraklığının ürünü olan hikâye, şaşırtıcı bir sonla bitiyor.
Diğer hikâyelerden üslup ve içerik olarak ayrılan beşinci öykümüz Kırk Bin Geyikli Derviş.Alevi-Bektaşi kültüründen beslenen bir anlatı.Dervişlik makamına erişmeyi bekleyen Ali Seyit’in ermeyi beklerken oğlunu sevgisinden mahrum edişi anlatılıyor bu hikâyede.Yavuz Sultan Selim anlatısının da yer aldığı gelenekten beslenen bu masalsı eserde metafor bu kez geyikler...
Altıncı öykü “Kasapta Kesik Parmak”ta anlatıcı yüzük parmak.Fantastik ögelerin yer aldığı öyküde bedenimizin bir parçasının bize anlatacakları var.Gamze Arslan, hikâyenin Gogol’un Burun hikâyesine saygı duruşu olduğunu söylüyor.Bedensel farkındalık yaratmak istiyor.Hiç kulak vermediğimiz bedenimizin bir uzvunun aşkını dinliyoruz, onun çığlığına kulak veriyoruz.
Eserin yedinci ve son öyküsü Tüzen Söz’de postmodern ögelerden yararlanıyor yazar.İç içe geçmiş kurgunun içinde polisiye bir roman var.Anne kız ilişkisinin eleştirel bakış açısıyla kurgulandığı başarılı bir hikâye.
Gamze Arslan 70 sayfanın içerisine acıyı, tarihi, felsefeyi, geleneği kısaca koskoca bir dünyayı sığdırıyor.Bana göre aldığı ödülü ziyadesiyle hak eden yazarı edebî anlamda iyi bir gelecek bekliyor.
Berna KARAKAYA