bu romanı okuduktan sonra türk edebiyat tarihinden hızla gelip geçen sabahattin ali gibi bir yazarın, yaşadığı dönem içerisinde anlaşılamayan kadrinin kurbanı olmasına nasıl müsaade edildiğini anlayamamanın derin hüznünü bu yaşımda daha yeni hissediyor olmam beni utandırmaktadır.
içinde yaşadığımız toplumun yitirilmiş değerlerine bu kadar yabancılaştığını görmek çok acı.
sipariş bir roman olmasından ziyade,psikolojinin sınırlarına inişleriyle,gerçekçiliğiyle ve toplumsal olgulara mükemmel dokunuşla ben de çok güzl intibası bırakan bir kitap.sabahattin alinin tarz olarak,sonlandırmalarında diğer yazarlar gibi olması durumu bu kitapta da vardır.sabahattin ali yaşadığı devri o kadar iyi irdelemiştir ve bunun doğrusunun ne olması gerektiğini öylesine mükemmel işlemiştirki,bu doğrular hala geçerliliğini korumaktadır.sabahattin ali romanlarında şiir gibi anlattığı toplumsal yapı ve kişinin iç dünyasına yaptığı yolculuklarla türk romanının en iyilerinden olduğunu ispatlamıştır.içimizdeki şeytan ise hiç değilse en iyi on romandan biridir. içinde hem yoksulluktan darbe yiyen iki yalnız gencin hazin aşk hikayesini hem de hoşgörü yeteneğinden yoksun faşist bir örgütlenmenin insanların hayatına saman altından su yürütürcesine sızmasını birleştiren, kanımca siyasi içerikli, ve güncelliğini hala koruyan, bu gidişle de hiç kaybetmeyecek olan roman.