sabahattin ali’nin 1937 yılında basılan, ilk ve en basarılı eseri olan, kasabada bir memur ailesinin yanında yetistirilen, kaya gibi sert ama içinde fırtınalar kopan kahramanının, tasra hayatının esraf çekismeleri arasında sevgi serüvenini, yenilmesine ragmen bas egmeyisini anlattıgı filme de cekilen romanının adı.her ne kadar sabahattin alinin cogunu bilerek yaptigina inanmasam da agzina kadar sembollerle dolu kitap. bence anlatilmak istenen hikaye ortadayken her seyi birbirine baglamak bazen cok sacma geliyor bana. ayrica cagdasi olan romanlardan farkli olarak batililasma temasi yerine mevcut sistemdeki sakatliklari ele almistir.dönemin anadolu insanını ve şartlarını yeterince gerçekçi ve sınıfsal sosyal gerçeklikten uzak anlatmasıyla eleştirilmiş, ancak burun kıvrılsa da fena değil denilerek tavsiye edilen roman.
tutunamamış, boşlukta sallanan bir yusuf beklerken çoğu zaman anlamsızca mazlum ve romantik bir yusuf buluyorsunuz.... kitap tatmisiz bir iç çekişle biterken aklınızda kübra nın öyküsünün merakı kalıyor o kadar.....