·628 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Mart 2020 12:00 Yazarın incir kuşları adlı kitabı benim için sarsıcı ve muhteşemdi. Hem Bosna'daki katliamı hemde Suada ve Tarık'ın yürek burkan aşkları çok güzel işlenmişti. Meyra'nın da hikayesi bu şekildeydi. Yazar sadece bu kitapta aşkı geride bırakarak yalnızca savaşın insanlarda özellikle kadın ve çocuklarda bıraktığı etkiyi göz önünde bulundurarak buna dikkat çekmek istemiş. Okuduğunuzda ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. İncir kuşlarındaki en büyük etken şey Suada ve Tarık'ın her şeye rağmen birbirlerine duyduğu saf aşkları iken bu kitapta en etkili şey Meyra'nın ve çevresindeki insanların Sırplardan ve Hırvatlardan çektikleri hem fiziksel hem de ruhsal acılarıydı. Bu kitap beni ağlatamadı ama çok fazla kendimi sorgulamama ve öfkelenmeme neden oldu. Öfkem, hunharca Boşnak halkına katliam yapıp, kadınlarına tecavüz eden Sırplara ve bütün bu savaşa göz yumduğu yetmezmiş gibi sırf dindaşları olduğu için Sırplara destek veren Birleşmiş Milletlere idi. 3 yıl 3 ay süren bir savaştan ve Avrupa'dan bir umut yardım bekleyen bir çok Boşnaktan bahsediyoruz. Güya insan haklarından bahsedip duran Modern Avrupa Devletleri(!) o günlerde de gerçek yüzünü göstermekten çekinmemiş. Kitaptaki şu söz yetiyor zaten her şeyi anlatmaya:
"BEN SUÇLUYUM, ÇÜNKÜ MÜSLÜMANIM !"