Gönderi

7/10
·68 syf.··
2020 7. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mart 2020 16:55
Sayfaları okurken kızın yaşayacağı olayların, içine düşeceği hislerin, hayal kırıklıklarının neler olacağını adım adım tahmin edebilmem iyi bir özellik mi yoksa değil mi anlayamadığım kitap. Fakat bir kişiye bu denli uçlarda tutkularla bağlanabilmek için herhalde elle tutulur birkaç anı kırıntısı gerekir diye düşündüm. Bir insanı çocukluğunda sadece birer ikişer saniyeler görerek, kafada onca hayali kurabilmek, canlı tutabilmek, tüm olumlu olumsuz ihtimalleri analiz edip onca duygunun içine girebilmek, hangi umuda tutunup bu kadar ileri gidilebilir ki dedirtiyor insana. Ama tutunmayı o kadar istemiş ki hep tutunacak şeyler bulmuş kendine. Kitabın başından sonuna kadar aklımda dolanan tek düşünce “keşke birazcık realist olsaydın” oldu maalesef... Yine de bir çocuğun, ardından genç ve umutlu bir kadının aşkının ne kadar dokunulmaz olduğunu, mantık denen şeyin hiçbir şekilde o kapıdan giremediğini görüyoruz. Ne kadar doğru bir şey bilemiyorum tabii. Gerçi doğru denen şey nedir ki diye de devam eder gider böyle mevzu.
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,4bin okunma
·
3 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Biraz da yalnızlığından kaynaklanmış sanırım. Yalnız insanlar hep bir hayale tutunurlar ve o hayal onların umudu olur.
Yaşamak da bir umut değil midir? Hep bir şeylere tutunmak istemez miyiz biz de?
simge •
Gönderi Sahibi
O umudu -yıllarca- besleyebilecek daha somut bir şeylere ihtiyaç duyulacağını düşündüğümden belki, çocukluk umudumu sessizce bir köşede bırakıp yaşayabilmek için yeni umutlar aramanın taraftarıyım. Çünkü bence bu kız da yaşayamamış, o kadar sene yaşamış hayattaymış ama bir gün bile yaşamamış gibi geldi bana, o umuda takılı kalmaktan :(( o yüzden canlılık için yeni umutlar bulabilmeli insan diye düşünüyorum :))