·248 syf.····Okunma: 25 Mart 2020 15:38 Andrew Sean Greer’in “Bay Less” romanı 2018 yılında Pulitzer ödülünü Kurgu dalında kazanmış bir kitap olarak açıkçası oldukça fazla beklenti oluşturuyordu kendisinde. Baştan söylemek gerekirse maalesef ülkemizde bir kesimin ön yargı ile yaklaşacağı karakterlere sahip bir roman. 50 yaşına girmek üzere olan gey yazar Arthur Less’in öyküsünü anlatıyor kitap. Açıkçası kendimi karakterlerle özdeştirmeyi seven bir okurum ve kitabın başkarakteri gey olunca bunu kitabın ilk 50-60 sayfasında başaramadım. Fakat kitap ilerledikçe konunun sadece gey bir adamın öyküsünden çok daha derin olduğunu ve neden Pulitzer ödülüne layık görüldüğünü anlıyorsunuz. Kesinlikle vasatın çok üzerinde bir kitap. İnsan hayatındaki ilişkileri, gençlik ait heyecanları içeriyor. Ama kitabın en büyük artısı artık 50 yaşına gelmiş bir karakterin geçmişine bakışını, bugünüyle hesaplaşmasını ve geleceği ile ilgili kaygısını çok ustaca bir dille anlatılıyor olması. Kitap Bay Less’in yolculuklarından oluşuyor. İlk önce kahramanımızı bu yolculuklara hangi nedenlerin ittiğini yazar bize aktarıyor. Sonrasında ise yazarın tüm hayatına bu yolculuklarla beraber misafir oluyoruz. Kitap ile ilgili 2 tane eleştirim olacak. Birincisi, şehirler arasında karakterin yaptığı geçişler çok yavan ve birbirini taklit ediyor. Diğer taraftan ise şehirlerdeki öyküler biraz havada kalmış durumda. İkincisi ise temposu bu kadar muazzam şekilde güzel ayarlanmış bir romanın sonu çok daha güçlü bir şekilde bitebilirdi. Kitabın yarısından itibaren sonuna dair ipucunu yazar size veriyor ve hiçbir sürpriz olmadan o noktaya kadar ilerliyorsunuz. Kitap mutlaka okunması gereken bir kitap. Benim gibi bir okur iseniz size önerim sadece karaktere (cinsel tercihine) bağlı kalmadan yaşadığı duyguları ve krizleri özümsemeye çalışın. Böylece gerçekten kendinize yakın bir kitap bulabilirsiniz.