Hasan Ali topbaş ile bu kitapla tanıştım ve çok geç tanıştığımin farkına vardım.
Öncelikle incelemeden gelmeden önce şunu söyleyeyim ki kitabı beş saatte bitirdim bunu bi marifet olarak söylemiyorum kitabın ilk 20 25 sayfasını okuduktan sonra kitabı bırak gibi bi seçeneğim olmadı. Kullanılan dil ve oluşturan ahenk insanı kitabın olay örgüsünün içine alıp bi kenarından izletiyor. Hasan Ali topbaş kalemine sağlık diyorum.
Kitaba gelince kitap bizim yozlaşmamizi, bizim vurdumduymazlığimızi anlatıyor. İçinde bulunduğumuzdan durumdan utanıp ne yapıyoruz diyeceğimiz yerde , bu durumdan keyif alarak yapıyoruz. İnsanların nasıl yozlastığını nasıl tekillige çekildiğimizi anlatıyor.
Guldiyar'ın çektiği acıları görmezden gelen insanların vahşiligini anlatırken bu acılar üzerinden nasıl çıkar sağladığını da önümüze seriyor . Başkalarının çektiği acıları görmezden gelirken bu acılara tuz bastiğımızı da dile getiriyor.
Guldiyar kendi acısını yaşarken diğer insanlar bunu bi eğlence olarak düşünüp bunu izlemeye geliyor. Bu aslında vahşice eğitilerek sirklere getirilen hayvanları izlemekten farkı yok. Guldiyar da hergün bıçaklarla gözlerinden yaş dökerken insanlar bunu engellemek yerine
Bunu izlemek için para veriyorlardı. Kitabın sonunda bi mutlu son bekledim doğrusu ama ne yazık ki insanlığın vahsiligini kafamdan atmıştım.
Kitap için ne kadar yazsak az olur. Okunması geren bi eser insanlığın üç yüzünü dışa vuran bir eser. Burdan hasan ali topbaş a bir daha teşekkür ediyorum.