Spoi içerir.
10/10
·232 syf.··
2020 14. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mart 2020 01:55
Bu kitap için oturulur ve enine boyuna konuşulur. Ardı ardına çevirdiğim sayfaların sonuna geldim, son sayfası açık bir şekilde bıraktım ve soluklandım. Aynaların içinde döndüm durdum, hangi ânda ve nerede bulunduğumu sorguladım. Beğendiğim ve altını çizdiğim satırlardaki gitmek ve uzaklık vurgusunun aslında içimde yankılandığını sonradan fark ettim. Varlık ve yokluk o kadar iç içeydi ki şaşırmadım diyemem. Köydeki insanlar bir şekilde ortadan kayboldular ama geri de döndüler. Gidenler ve dönenler zahirde aynı kişilerdi ama ilk önce kişilerin iç dünyasında başlayan bu yolculuklardan dönüldüğünde hiçbiri aynı kişi değildi. Yaşayanların aynı anda birden çok hayatları varmış gibiydi. Zamanın birkaç yıl geçtiğini sanırken sadece bir kaç dakika geçmiş olması, kendi içinde parçalanışlarla hatta kayboluşlarla bana bir ömrün acısını barındırıyor dedirtti. Kitaptaki kişilerin yok oluşları hep kendine özgüydü. Cennetin oğlu mesela; annesinin ismiyle anılan kendine garip bu çocuk çok bağlamıştı beni kendine. Göz göre göre yitip gitmesine üzüldüm. Köyün en güzel kızı var sonra, Güvercin diyorlar ona. Kızcağıza bir kuş adı verilmesi boşuna değil... Reşit, Bekçi, Muhtar, Hacer, Ramazan, Berber... her karakter hakkında oturup analiz yapsak yeridir. Bir de ilginç bulduğum nokta köylülerin her olayda sessizce toplanıp her şeyi izlemeleri, hatta bazen tamamıyla göz olup çıkmaları. O tepkisizliklerine, ürkütücü sessizliklerine ne desem bilemedim. Çok dağınık ifadelerim belki ama velhasıl kelam ben beğendim.
Edebiyat
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · İletişim Yayınları · 201514,1bin okunma
··
6 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.