Gölgesizler

Hasan Ali Toptaş
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

“Kaar neden yağaar, kaarr?”
Puan vermedi·232 syf.··
Beğendi
·
2019 105. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2019 01:10
Gölgesizler Hasan Ali Toptaş’ın okumuş olduğum ikinci kitabı. Daha önce “Kuşlar yasına gider”i okumuş ve kitabın olumlu yönleri olsa da bir bütün olarak fazla beğenmemiş ve burada paylaşmıştım. Bu kitapta ise; kurgusundan hikâyeye, karakterlerden diyaloglara, sembollerden tekrarlara, satır aralarından finaline kadar yazara hayran kaldım. Yazar bize, Âmâk-ı Hayal de olduğu gibi bir rüya süresi kadar değil de, bir çırağın bakkala gidip gelmesi kadar bir zaman diliminde anlatmak istediği bütün dünyayı dolaştırıp tekrar sahnenin başına döndürmüştü. Kitap, bir berber dükkânındaki anlatıcının doğal gözlemleriyle ve sıradan bir şekilde başlıyor. Bir köy berberinde sıradan müşteriler arasında anlatıcımız. Tabii kitabın adı “Gölgesizler” olunca post modern bir kurgu beklediğim için hazırlıklı okuyordum. Gölgesi olmayanın neyi olabilir ki? Post modernlik çıktığından beri okurun öyle bacak bacak üstüne atıp keyifle okuma gibi bir şansı yok tabi. Yazar ister anlatır, ister şüpheye düşürür, ister okura bırakır, hikâyeyi devam ettirsin veya ne halleri varsa görsünler diye! Ne zaman, nerde, ne geleceğini kestirmek zor. Tedbirli olmak lazım:)) Eğer hazırlıklı okursam tuzaklara düşmeden, yazarın beni şaşırtmasına engel olabilirim. Öncelikle üst kurgu kısmı kolay diyelim, anlatıcı berberde ve kontrol onda. Buraya kadar güvendeyiz. Bundan sonrası post modern anlatının insafına kalmış durumda... En sık rastlayacağımız ifadeler; belki, ola ki, sanki, kim bilir, ya da, belli değildi, söz gelimi, gibiydi! Hatta yokmuş gibi bir şey. “Zaman kim bilir ne zamanmış.” Belki bütün bunlar olmadıysa bile farklı senaryolar, farklı ihtimaller olabilir. Hepsi bir arada, ya da hiç yoklar. Sait Faik hikâyeleri gibi. Sait Faik direğe yaslanıp limanı seyreden adamın
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · İletişim Yayınları · 201514,1bin okunma
8/10
·232 syf.··
2019 28. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2019 02:28
Beni hayran bırakan cümlelere rastladım.Bir yerlerde aynı benim gibi hisseden, aynı şeyleri farklı şekilde yaşayan bir ben ve benler daha vardır belki.Penceremin ardından şehri izleyeceğim. Kendi benlerimin olduğu şehri.
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · İletişim Yayınları · 201514,1bin okunma
Kayboluşlar
8/10
·232 syf.·
2020 27. kitabı
Üstkurmacayla oluşturulan bir roman. (Üstkurmaca: Postmedern romanlarda kullanılan ve gerçek ile kurgu arasında farklı katmanlar oluşturan teknik, diğer bir ifadeye roman içinde roman diyebiliriz.) Kullanılan başka bir teknik de bilinç akışı tekniği. Romanda bir anlatıcı varmış gibi görünmesine rağmen yazar, bilinç akışı tekniğinden de yararlanarak oluşturmuş olduğu bir iç anlatıcı da vardır. Anlatıcı, bölümler arasında aslında hem kendini hem de iç sesini anlatıyor.  Romanda farklı mekânlar ve birbiri ile bağlantısız görünen olayların arasında buluyorsunuz kendinizi. İsmi ve tam olarak nerede olduğu belirtilmeyen bir köyde bir dizi kayboluşlar meydana geliyor ve aslında bütün olay örgüsü bu kayboluşların etrafında tamamlanıyor. Anlatıcımız, roman yazan bir kişi. Bir gün köyün berberine gidiyor. Berberin bu kişinin roman yazdığını bildiğini diyaloglardan anlıyoruz. Berber dükkânında dikkat çeken bir şey var ki; o da aynanın kenarına asılı olan güvercin resmi. Bu, aslında başlarda çok da anlamlı gelmiyor ama daha sonra Güvercin isimli bir kız karakter ortaya çıktığında yavaş yavaş anlam kazanmaya başlıyor bu resim. Güvercin, kayboluşlar dizisinde bir zincir halkası. Bir gün birdenbire ortadan kayboluyor. Uzun süren aramalardan sonra tam ümit kesilmişken onu Cennet’in oğlu buluyor fakat Güvercin’in hamile olduğu anlaşılıyor. Bu yer gerçekten var mı, bu kişi gerçekten anlatılan olayı birebir yaşamış mı, yoksa bu da bir üst kurgu mu? İlerledikçe bu soruları kendinize sormaya başlıyorsunuz. Hatta bazı mekânların aslında orada var olmadığını anlıyorsunuz. Böyle olunca da romanın gidişatı hakkında herhangi bir tahminde bulunamıyorsunuz. Romandaki köyde insanların karakterlerinde belirgin bazı özellikler göze batıyor. Nedir bunlar? Bir kere;
1000Kitap
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · İletişim Yayınları · 201514,1bin okunma
Yokoluşçuluk
Puan vermedi·256 syf.·
2015 17. kitabı
Kitap bitince, daha doğrusu ben bitirdiğimi sandığımda, karakterleri, zaman içindeki gitgelleri, mekan tanımaksızın hop oraya hop buraya yapılan sıçrayışları aklımdan geçirdim ve anladım ki; biten kitap değil, bendim. Hasan Ali Toptaş… Sanırım bu ismi sürekli takip edeceğim. Kitap boyunca yapılan kelime salvoları okuru oradan oraya atıp tutmayıp boşluğun ta kendisine bırakacak nitelikte. Bir etki var ama nerden geldiği, nasıl bırakıldığı belli edilmeden bırakılan bir etki bu. Yazarın tarzı ile açıklamaya çalışırsam, okuyucuyu hareket ettirmeden göklere çıkarıp bir tüy hafifliğiyle yere patlatan bir üslup hakim kitapta. Her bir cümle, okuyucu ile dalga geçercesine şaşaalı kelime cümbüşleri ile çerçevelenmiş. Neredeyse her sayfada ayrı bir aforizma diyarı bulunuyor. Aforizma deyince sakın olan aklınıza şu internet ortamında bulunan eften püften şaklabanlıklar gelmesin! Bunlar o kadar tesirli ki, okurken beynin kaynayan sıvısı eşliğinde siz farkına varamadan ya yüzünüze gülümseme damgasını basıyor ya da uzak diyarları gözlerinize yerleştiriyor. "İkinci adam; belki de gerçekten yokmuş da orada tespih çekenin yanında, insana benzeyen tuhaf bir boşluk varmış." Kitap hakkında bakındığım birkaç yorumda, yazarın bu kitapla varoluşçuluk felsefesinin hakkını fazlasıyla verdiğini düşünenleri gördüm. Lakin bence yazar, yokoluşçuluğun (gerçi, var mı böyle bir şey bilmiyorum) hakkını vermiş! Gerek konunun ilerleyişi (yoksa tekrarı mı demeliyim), gerekse birbirinden çılgın karakterlerin ‘can sıkıntıları/bunalımları’ bu anlayışla inanılmaz bir paralellik gösteriyor. Zaten yazarın yokluk-düş-imge üçgeni içerisinde okuyucuyu kaybetme isteği üzerinde olduğunu da söyleyebilirim. "Ola ki başka bir yerde yaşıyorduk o an, başka bir zamanda yaşıyor ve oradan burayı düşlüyorduk
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · İletişim Yayınları · 201514,1bin okunma
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2020 71. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2020 13:34
Yaşam tekrarlardan oluşur. Belki de tekrarların tekrarlarının tekrarından oluşur. İkinci kez okuduğumda tekrarların evreninden kurtulamadığımızı en azından bizi tekrara iten olayların olduğunu anlıyorum. Başlıyor, canlanıyor sönüyor, ölüyor; tekrar başlıyor, canlanıyor, sönüyor, ölüyor. Ve bir dahalar etrafında içinden çıkılmaz bir döngüde ilerliyoruz. Attığımız adım bize yeni bir şey eklemiyor çünkü bastığımız yere tekrar basıyoruz, ayak izinin silinmesine rağmen. Gölgesizler’e katılanlar ordusundayız artık. Girişten sonra kitabı direkt anlatmak haksızlık olur kanımca. Eserin hangi zihniyetle yazıldığını bilmeden yorumlamaya çalışmak anlamsız bir çabaya dönüşebilir. Modernizm ve postmodernizm arasında duran bir eserden bahsedeceksek bu akımlara kısaca bakmak gerekir. 20.yy itibariyle klasik/yansıtmacı edebiyat yavaş yavaş geçerliliğini yitirmektedir. Modernizm ve Postmodernizm egemen olmaktadır edebiyata. Gerçek artık somut bir olgu olarak algılanmıyordur. Romanlar yabancılaşmış insanın iç dünyasına yönelir. Bu içe yöneliş biçimle oynamayı da zorunlu kılmıştır. Romanlar artık deneysel biçimcilikle yazılmaktadır. Ne de olsa tek somut bir gerçek yoktur, görecelidir. Romancı artık gerçeği aramaktan vazgeçip onu yaratmaya başlamıştır. Bunun nedeni “yazarın nasıl biçimlendireceğini, kurgulayacağını tam olarak kestiremediği soyut bir iç dünyanın/bilincin/bilinçaltının, kurgunun odağına gelip yerleşmesidir(…)iç dünya ile dış dünya arasındaki sınırların silindiği bu yeni kurmaca yaşam biçiminde yazar, soyut dünyanın/bilincin zamanını nasıl kurgulayacaktır? Modernist romanın en önemli kurgu sorunlarından biridir bu, çünkü insanın beyninin içindeki zaman çizgisel akmamaktadır; bilinç de bilinçaltı da inanılmaz zaman sıçramaları yapabilmektedir”. 20.yy sonlarına doğru modernizm
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · İletişim Yayınları · 201514,1bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2020 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2020 18:33
Olaylar bir köyde aktarılmaktadır ama aynı zamanda olaylar şehirde bir berber dükkanında da yaşanır.. içindeki kişileri hem şimdiki zamanda , hemde geçmiş zamanda ele alınır.Bir zaman var olan insan bir zaman yok oluyor.. Romanın adının " gölgesizler " oluşu aslında romandaki kişilerin gerçekte olmamasıdır, hayali canlandırılmıştır. Yazar evde romanı yazarken kendini romanın kahramı rolüne girmiştir. Üst kurgu örneği olan bir roman ... Romanı yazan kişinin kurguları görülebiliyor..okuyucuyu romana bağlayan şiirsel ve mistik olmasıdır.
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · İletişim Yayınları · 201514,1bin okunma
Gölgeye girenin gölgesi olmaz
10/10
·232 syf.·
2020 31. kitabı
“henüz nereye kaybolduğu anlaşılamayan Güvercin’den aklını yitirerek karın neden yağdığını sorup duran Cennet’in oğluna, bekçiye, Rıza’ya, hangi kızın saçına okuyup üflediğini bilmeyen imama, hâlâ ilçeden dönemeyen muhtara, hatta yıllar önce nereye gidip yıllar sonra nereden geldiği bir türlü çözülemeyen Cıngıl Nuri’den eviyle muhtarlık arasında iskelet eskisi gibi dolaşıp duran Reşit'e, tenindeki yangınla samanlığı ateşe veren Hacer’e ve atın ayakları altında ezilen Ramazan'a kadar herkes içimdeydi.” Alıntı sayfa 185/Gölgesizler Gölgesizler kitabı ne anlatıyor diye merak edenler için bu alıntı kitabı özetletici tek cümleyle:) Postmodernizm ve Varoluşçuluk akımlarının edebiyata yansımaları diyebileceğimiz bir sonuç Gölgesizler kitabı.. Bir köyde geçiyor tüm hikaye..Şimdi kitabı okurken kelimeler size mekanları ve insanları canlandırma yapmanızı sağlıyor ya işte Hasan Ali Toptaş ‘ın türkçeyi kullanma becerisi o kadar sarih ki bir köy ve içinde yaşayan insanları canlı görmüşcesine hayal edebilmenizi sağlıyor. Bu köy hikayelerinde illa bir deli olur bizim izlediğimiz türk mahallesi konulu dizilerde de bir deli muhakkak olur ,benim memleket Kırıkkale’ de topalı ve delisi ile meşhurdur:))) Topalı biliyorum da niye delisiyle meşhur bu kitabı okuma yapmama kısmetmiş düşünmek demek ki.. Asabiyet had safhada bizim oralarda.İnsanlar tez canlıdır çünkü coğrafya zordur, toprağı bellemenin zorluğundan oluşan yorgunluk asabi yapar bizim yörenin adamını..Yokluk ve kalabalık aile yapısı ister istemez bireysellik ve şartların çarpışmasına neden olur.Sinirler çok gerilir, şiddet çığrından çıkabilir, küçük bir sınır kavgasından tabancalar patlayabilir, kürekler birbirinin tepesine inebilir, laf söz köyü kaynatır... Bu gerginliğe bazı naif ruhların dayanamadığını
Edebiyat
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · İletişim Yayınları · 201514,1bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2020 06:17
Muazzam bir Türkçe.. Kullandığı dil, oluşturduğu üslup Toptaş'ın tüm eserlerine referans! Dilimizin zenginliğini başarılı bir şekilde ortaya koymuş yine.. İyi okumalar.
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · İletişim Yayınları · 201514,1bin okunma
Spoi içerir.
10/10
·232 syf.··
2020 14. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mart 2020 01:55
Bu kitap için oturulur ve enine boyuna konuşulur. Ardı ardına çevirdiğim sayfaların sonuna geldim, son sayfası açık bir şekilde bıraktım ve soluklandım. Aynaların içinde döndüm durdum, hangi ânda ve nerede bulunduğumu sorguladım. Beğendiğim ve altını çizdiğim satırlardaki gitmek ve uzaklık vurgusunun aslında içimde yankılandığını sonradan fark ettim. Varlık ve yokluk o kadar iç içeydi ki şaşırmadım diyemem. Köydeki insanlar bir şekilde ortadan kayboldular ama geri de döndüler. Gidenler ve dönenler zahirde aynı kişilerdi ama ilk önce kişilerin iç dünyasında başlayan bu yolculuklardan dönüldüğünde hiçbiri aynı kişi değildi. Yaşayanların aynı anda birden çok hayatları varmış gibiydi. Zamanın birkaç yıl geçtiğini sanırken sadece bir kaç dakika geçmiş olması, kendi içinde parçalanışlarla hatta kayboluşlarla bana bir ömrün acısını barındırıyor dedirtti. Kitaptaki kişilerin yok oluşları hep kendine özgüydü. Cennetin oğlu mesela; annesinin ismiyle anılan kendine garip bu çocuk çok bağlamıştı beni kendine. Göz göre göre yitip gitmesine üzüldüm. Köyün en güzel kızı var sonra, Güvercin diyorlar ona. Kızcağıza bir kuş adı verilmesi boşuna değil... Reşit, Bekçi, Muhtar, Hacer, Ramazan, Berber... her karakter hakkında oturup analiz yapsak yeridir. Bir de ilginç bulduğum nokta köylülerin her olayda sessizce toplanıp her şeyi izlemeleri, hatta bazen tamamıyla göz olup çıkmaları. O tepkisizliklerine, ürkütücü sessizliklerine ne desem bilemedim. Çok dağınık ifadelerim belki ama velhasıl kelam ben beğendim.
Edebiyat
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · İletişim Yayınları · 201514,1bin okunma
9/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2018 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2018 20:06
 Hasan Ali Toptaş'la tanıştığım kitaptır kendisi. Yaklaşık olarak 2 yıl önce okuyacaklar listeme ekledikten sonra bugünlere nasip olmuştur okuması.  İlk olarak şuradan başlayalım: Yazarın Türkçe'yi kullanması çok iyi. Kişileştirmeleri, betimlemeleri; cümlenin yapısı... Kötü çevrilmiş bir kitap okuduktan sonra kendinizi cennete düşmüş gibi hissediyorsunuz.  Yazarın biraz daha kapalı ve farklı bir anlatımı var. Kitapta bir süreliğine kaybolabiliyor, kendi çapınızda neler olduğu hakkında teoriler kurabiliyorsunuz çünkü tamamen farklı bir kurgu var ki ben böyle beni zorlayan karışık kitaplardan hoşlanırım.  Karışıklık kısmı ise varlık ve yokluk kısmında oluyor.   Kitapta ne anlatıyor kısmı ise şöyle: Köyde sırayla yok olan insanlar. Evet, tam olarak böyle bu insanlar farklı farklı olaylarla yok oluyorlar ama aslında var mıydılar ki? Önce şehir hayatında birkaç insan yok olup gidiyor ve köy hayatında canlanıyorlar bazıları ise kayboluyor ve bir daha çıkmıyorlar belki de hiç olmadılar. Anlatması da karışık.   Ana konu diyebiliriz. "Tekrarların tekrarlarıyla sürüp giden yaşam, zamanları ve bedenleri değiştirerek kendini bir kez daha sergiliyordu onlara..."  Meraklısına bir kesit: Ona göre binlerce kişi, ayrı ayrı yerlerde birbirlerinden habersiz binlerce duruşu tekrarlıyordu böyle, binlerce duruşu bedenlerini köprü kılarak geleceğe taşıyorlardı. Aynı yolda yürümekten başka çaresi olmayan tuhaf birer yaratıktı insanlar; tekrarlarının tekrarlarının örtüsü olduğunu anlayamadan, aynı el sallayışların, aynı gülüşlerin, aynı yürüyüşlerin ya da aynı oturuşların içinden geçe geçe damaklarına bulaşan uzun bir serüven tadıyla dönüp dolaşıp aynı noktada yaşıyorlardı.  Ben beğendim mi? Evet. Hatta yazarın başka bir kitabını da ödünç alıverdim hemen kütüphaneden.
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · İletişim Yayınları · 201514,1bin okunma

Yazar Hakkında

Hasan Ali ToptaşYazar · 18 kitap
Hasan Ali Toptaş, 1958 yılında Denizli’nin Çal ilçesinde doğdu. İlk öykü kitabı "Bir Gülüşün Kimliği" 1987’de, ikinci öykü kitabı "Yoklar Fısıltısı" 1990’da yayımlandı. "Ölü Zaman Gezginleri" adlı öykü dosyasıyla 1992 yılında Çankaya Belediyesi ile Damar edebiyat dergisinin düzenlediği yarışmada birincilik ödülü aldı. Aynı yıl "Sonsuzluğa Nokta" adlı yayımlanmamış romanıyla Kültür Bakanlığı’nın düzenlediği yarışmada mansiyon aldı ve Sonsuzluğa Nokta Kültür Bakanlığı tarafından yayımlandı. 1994’te "Gölgesizler" adlı yayımlanmamış romanıyla Yunus Nadi Roman Ödülü’nü, 2016'da ''Kuşlar Yasına Gider'' Romanıyla Türkiye Yazarlar Birliği Roman Ödülü'nü aldı. "Bin Hüzünlü Haz" adlı romanı ise 1999 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’ne değer görüldü. Yazarın ayrıca "Yalnızlıklar" adlı şiirsel metinlerden oluşan bir kitabı, "Kayıp Hayaller Kitabı" adlı bir romanı, "Ben Bir Gürgen Dalıyım" adlı bir çocuk romanı vardır.