Foucault'un "İktidarın Gözü"ndeki meselesi öznellik, benlik, kimlik ve bireysellik gibi konulardaki retrospektif yazılarının derlenmesi gibidir. 1980'deki söyleşisinde Foucault'un söyledikleri bu çerçevedeydi:
"Kendimiz ve davranışlarımıza dair belli anlayışların tutsaklarıyız. Öznelliğimizi, kendi kendimizle ilişkimizi değiştirmemiz gerekiyor."
Günümüzün ana pratik sorunu, dışarıdan dayatılmış bir tür bireysellik ya da kimlik ile onu dayatan bireyselleştirme biçimini reddetmektedir. Ancak bu iktidarın daha anlaşılır olması için "kimlik", "bireysellik", "öznellik" kavramlarından Foucault'un tam olarak ne anladığını belirginleştirmek gerekiyor.
"Kimlik" ve "bireysellik" derken Foucault'un kastettiği, insanın kendisine atfettiği ve kendisine atfedilen bir "deneyimler" -bilme, inanma arzulama, hissetme, davranma, eyleme veya Foucault'un sıklıkla tercih ettiği bir terminolojiyle söylersek "var olma" biçimleri kümesidir.
Bu kitap, kendisini var etme sürecinde olan öznenin denetlenme ve manipüle edilme amaçlarını tahlil eder. Dahası, tehdit, olumsuz veya arzu edilmez olduklarına kanaat getirildiği anda tecrit ve yok edilmeye varacak bir dizi önlemler için de kontrol altında olmasını gerektirir. Böylelikle öznenin davranışı yanlış bulsa dahi ondan şiddetle kaçınmasının yolu açılmış olur.
Diğer yandan norm, sapma, özne ve hakikat gibi kavramların tekil veya karşılıklı ilişkilerini toplumsal yüzleriyle birlikte açıklamanın da gerekliliği doğar. Bu kitap, Foucault gibi hemen her alanda yazmış, üretmiş ve çürütülmesi güç hâle getirilmiş analizlerinin ilgili kavramlar düzeyindeki yansımasıdır.
Bana kalırsa önce Ahmet Cevizci hocanın Felsefenin Kısa Tarihi kitabından Foucault'u okuyun, ardından bu kitaba başlayın. Keyifle, sizin...