·328 syf.····Okunma: 31 Mart 2020 19:28 "Bir gün...
Sıradan bir insanın başına sıradışı bir olay geldi.
Ve böylece başkarakterimizin yolculuğu başladı..."
Kitap henüz başlamadan, ilk sayfasında bu cümleler yer alıyor bir sayfanın ucunda. İncir Kuşları, gerçek bir hikayenin ta kendisi.
Genel irtibariyle baktığımızda beğendiğim bir kitap oldu. Ama bu beğenmem, hikayenin gerçekliğinden ötürü denilebilir. Hikaye ciddi anlamda yaşanmış olan kirli günleri yüzünüze çarpıp insanlık adına büyük bir utanç duymanızı sağlıyor. Geçmişte yaşanan karanlık günlerin yüreğinizi acıtan izlerini üzülmeden okumanız mümkün değil.
Ancak her ne kadar hikayenin gerçekliğinden bahsediyor olsak da ben ne yazık ki yazarın anlatım dilini beğendiğimi ifade edemeyeceğim. Gözüme takılan, inanılmaz bir biçimde tekrara düşüp etkiletlendirildiğini düşündüğüm bir takım noktalar oldu. Devamlı "müslüman" kelimesinin kullanılıp islamiyete dair ifadelerin üzerinde durulması bana tasavvuf kitabı okuduğumu hissettirdi bazı anlarda. Bazı vakitlerde çok fazla karakter etiketlendirilmesi yapıldığını düşündüm. Konuşmalar, konuşma dilinden çok edebi birer yazım dili halinde yazılmıştı. Bundan dolayı zaman zaman gerçekliğinden epey koptum.
Yazarın zaten bir gazeteci olması sebebiyle konuya hakimiyeti oldukça fazla. Ancak konu hakkındaki bilgileri, savaşın çıkmasına dair olan birikiminin çoğunu birden bire vermesi beni o tarihi anlayabilmek konusunda oldukça zorladı. Daha tane tane, böyle bir hikayeyi daha fazla yayarak anlatmasını tercih ederdim.