Kendime hatırlatıcı olması nedeniyle yazmamdam ötürü ufak da olsa spoiler içerecektir. Lütfen okumadan dikkate alınız.! İyi okumalar...
Yine bir Livaneli klasiği oldu benim için, okumaktan zevk aldığım, bitmese dediğim bir olay örgüsü... Hikayemiz, 3 ana karakter üzerinden ilerliyor: Van Gölü kıyısında yaşayan, şeyh amcasının tecavüzüne uğrayan 17 yaşında gencecik bir kız Meryem; askerliğini PKK ile savaşarak geçiren yanında birçok arkadaşını şehit veren, babasının tecavüzünün sonucunu temizleme görevi verilen Cemal; olaylardan tamamen bağımsız olan, İstanbul'un seçkinlerinden olan, sıkılmış olduğu hayatına yeni bir yön vermek isteyen Prof. İrfan. Bu üç karakterin nasıl olur da bir araya gelir anlatıp, sizi -okumamış olanları- okumanın zevkinden alıkoymak istemiyorum. Livaneli olayları öyle güzel hikaye örgüsüne katarak işliyor ki okumayı -diğer kitaplarında olduğu gibi- bir an olsun bırakmak istemiyorsunuz, bunu bilin yeter. Kitabında yazar, karakterlerin hayat yolculuklarını anlatırken, bizi içsel yolcularına da ortak etmeye çalışıyor ki kendinizi bir an Cemal'in yerinde olduğunuzu düşünürken buluyorsunuz, sonra diyorsunuz ki Meryem'in yerinde olsam ne olurdu?, Profesörün ruh haline bürününce adam haklı galiba sıkılmaktan diyebiliyorsunuz. Bu anlamda kitap sizi içine çekiyor bu da başarılı olduğunun göstergesidir. Bunu ben okumaktan hoşlandığım için kendimce başarılı buluyorum fakat başarılı bulan sadece ben değilmişim dedirten New York Times gazetesinin yorumuna da yer vererek belki ilginizi daha fazla çekebilirim; "Ateşli ve şiirsel bir dil." Ayrıca şunu da eklemeden edemeyeceğim, yazar tasvirleri öyle güzel yapıyor ki o güzel Ege kıyısında içtikleri mekanda siz de yan masada rakı balık yapıyor oluyorsunuz.
Üzerine çok da eklenecek bir kalmadı aslında, sürükleyiciliği ile etkileyen en baştada söylediğim gibi muazzam bir Livaneli klasiği.. Okunası bir kitap. İyi okumalar...
Zülfü Livaneli