Ne özet ne inceleme. Öylesine bir hatırlatıcı.
8/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2020 01:56
Kendime hatırlatıcı olması nedeniyle yazmamdam ötürü ufak da olsa spoiler içerecektir. Lütfen okumadan dikkate alınız.! İyi okumalar... Kitabın yazarı olarak Platon, ideal devlet yapısını anlatırken aslında kendi düşüncelerine değil hocası olan Sokrates'in ifadelerini diyaloglar şeklinde yazıya dökmüştür. Sokrates ideal devlet yapısı böyle olmalı derken kendilerine en baştan bir toplum yaratma çabasına girerek bütün yönleri ile ele almaya çabalamış olduğu ifadelerinde 'iyilik, eşitlik, güçlülük ve haklılık' gibi insanlık durumlarına - kitabın arkasından alıntıdır - daha çok yer vermeyi denemiştir. Aslında ortaya koyduğu daha çok bir ütopyaya benzese de ütopya olsun niyetiyle yola çıkmamıştır ifadelerinde. Daha uygulanabilir olduğunu düşündüğüm ifadelere yer vermiştir ki kitabın arkasında yer alan yazıda okuyacağınız üzere devlet kuramları ve toplum düzenlerinin başvuru kaynakları arasında yer almıştır. İçeriğine dair kısaca ana başlıklar halinde yukarıda değinmiş olsak da biraz açmayı deneyeceğim, umarım becerebilirim. Başlamadan önce kitabın bir bölümü olan ve çoğu zaman okunmadan geçilen önsöze değinmek isterim. Bu kitabın önsözü aslında çevirmenin önsözü olarak kendini buluyor ve önsöz okumayı sevmeyen beni de öyle güzel çekti ki okumadan edemedim. Kitabın önsözü aslında genel bir çevirmen notu olarak kendini belli ediyor, çevirmen daha doğrusu çevirmenlerimiz kitapta kullanılan ifadelere ve 'Devlet'e yönelik yorumlarını görebiliyorsunuz ki okunası bir bölüm bence atlamayınız. Gelelim kitabımızın kendisine çok derine girmeden bende etki bırakan toplum oluşturma çabaları üzerinde duracağım ki en başında söylediğim gibi kendime hatırlatıcı olsun diye yazıyorum. Doğruluk arayışı üzerinden çıktığı yolda en başında doğru insanlar olmalı ki toplum düzeni için elzemdir demek istiyor aslında. Bunun için de en başında toplumu oluşturan bireylerin doğruyu araması gerekliliğine ki bunun da küçüklükten verilebileceği kanısındalar. Peki nasıl olacak bu? Masallar diyorlar bir kere yalan söylememeli, bunları düzeltmeliyiz. Tanrılarının ahlaksızlık yapamayacağını düşündüklerinden, masallardan bunları kaldırmaları gerektiğine ya da Tanrıların ahlaksızlık etmediğini anlattırmaları gerektiğine inanıyorlar ve bunu yapmalıyız ki çocuk ahlaksızlık nedir bilmesin istiyorlar. Bunlar ufak detaylar olsa da eğitim camiası içinde yer almamdan mıdır bilmem bence de böyle olmalı. Düşünsenize dizilerde silah, uyuşturucu vs. her türlü pislik yer alsın ama bizim çocuklarımız silah değil kalem tutsun, uyuşturucudan değil de oynadığı oyundan zevk alsın mümkün mü? Ayrıca eğitim demişken eğitimde müzik ve beden eğitiminin gençleri güzel şekilde geliştireceğine inanarak onların da sanatlarını en güzel şekilde icra edecek kişilerden olması gerekliliğine vurgu yapılıyor. Bir işin en güzeline onları maruz bırakmazsak yine verilen eğitim boşa olmuş deniliyor. Şunu da söylemek gerekiyor ki 'bekçiler' adı altında toplumu koruyacak kişiler olarak eğitilen bu kişiler yaşları geçince yeni bekçileri eğiteceklerdir, bu anlamda onların eğitimi oldukça önemlidir. Eğitimlerin ardından artık toplumun genel yapısına değiniliyor ki bu kısım da oldukça hoşuma giden bir kısım oldu benim için. Herkes kendi işini yapar ve işine bakarsa, düzenli bir toplum olabileceğine inanıyorlar ki çok da haksız sayılmazlar bana göre. Yani herkes kendi işinde kendini mutlu edebilirse toplum da mutlu olabilir tezini savunuyorlar bir anlamda. Tabi toplum olur da bireylerin üremesine değinmek olmaz diye düşünmüş olacaklar ki ona da yer veriyorlar tartışmalarında. Bekçiler -ki en başından müzikle beden eğitimi ile güzel şekilde yetiştirildiler- ile onlar gibi olan kadınların çiftleşmesinden ortaya sağlam çocuklara çıkması da amaçlardan biri olmuştur ki daha sonra tam anlamıyla olmasa da belki de nazilerin yapmaya çalıştığı ari ırk kavramına fikir babası olmuş olabileceğini kendimce yorumladım. Buna ek olarak böylece doğum kontrolü de devlet elinde olması gerektiği düşüncesi ön plana çıkıyor. Topluma genel olarak değindikten sonra da devletin yönetiminin filozoflarda olması gerekliliği vurgulanıyor. Felsefenin bazı kişilere doğuştan gelse de kötü eğitimle birlikte köreldiği ve ondan vazgeçildiği düşüncesini paylaşan Sokrates, filozofların birçok açıdan farklı bakabaildiği fikriyle yönetimde söz hakkı olması gerektiklerini düşünüyor. Ayrıca halkın da filozoflara kötü gözle baktıklarını da belirtirken onları yönetimde istemediklerine de değiniyor fakat Sokrates, güzel ve tatlı dille aşılabileceğini de düşünüyor. Ayrıca kitabın sonuna doğru ise yönetim biçimleri, iyi ve kötü yönleri üzerine oldukça güzel ve açıklayıcı bir kısım var ki oldukça hoşuma gitti. Alıntılarımla birlikte alıntılayamadığım o kadar çok yer var ki kitabın önsözünde söylendiği üzere "sık sık okunmaya değer." Kitapla ilgili genel hatları ile söyleyeceklerim bu kadar. İçeriği ile ilgili okunası bir kitap. Uzattım da uzattım ama öyle bir kitap, Devlet. Benim için okumaktan pişman olmadığım bir kitap oldu. Fakat şunları da eleştiri olarak olmasa da -ki haddime olduğunu düşünmüyorum- eklemek istiyorum. Kitap çoğu yerinde biraz zor ilerliyor öyle ki bölümler arasını geçerken daha 3 sayfamı okumuşum? diyerek şaşırdığım yerler olmadı değil. Kendimce çıkarım yaptığım durumda şöyle bir kanıya vardım; ben daha çok kafamda tasvirlerini oluşturabildiğim kitapları aslında hikaye örgüsü içinde yer alan kitapları rahat bir şekilde anlayarak, geriye dönmeden okuyorum. Bundan sebep olduğunu düşünerek okumakta zorlandığımı itiraf etmek durumundayım. Ama okumaktan da çoğu zaman zevk aldığım bir kitap oldu benim için. Dil bakımdan ise zorlayıcı bir kitap olsa da okunası bir kitap.
Felsefe
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,9bin okunma
·
14 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.