·331 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Mart 2020 17:20 José Saramago ile tanışmama vesile olan kitap.Yazar içinde bulunduğumuz şu günlerde fazlasıyla aşina olduğumuz bir konuyu seçmiş kendine. Kişiden kişiye oldukça hızlı bulaşan salgın bir hastalık fakat pek de alışılmış türden değil. Kitabın adından da anlayacağımız üzere evet körlük hastalığı. Körlük bulaşabilen bir hastalık değil ki soruları kafada dönüp dururken yazar bir kere daha şaşırtıyor bizi. Bu beyaz bir körlük. Başka bir deyişle “Beyaz Lanet”. Kitaba başlarken büyük beklentilerim vardı ve rahatlıkla söyleyebilirim ki boşa çıkmadı. Biraz stres biraz korku çokça merakla çevirdim sayfaları. Bitirdikten sonra da şapkamı önüme alıp, oturup düşündüm. Görüyor muyuz gerçekten ? Ya da bize görmemiz,anlamamız için verilen bu gözleri hakkıyla kullanabiliyor muyuz ? İstemediğimiz her şeye kapamış mıyız gözlerimizi ? Bize zor geleni görmezlikten mi geliyoruz ? Kitapta her karakter belli yerlerde kendini yeniden keşfetti, tabularını yıktı, karşı geldi, kabul etmek zorunda kaldı, dinledi ve anladı. Hayatlarında süregelen ve belki de mutsuz oldukları durumları değiştirdiler. Önyargılarını kırdılar. Gözleri kör olmayan tek insan olan doktorun karısı da bize kimsenin birbirinin ruhunu görmediği, göremediği bir yerde gören bir gözün tüm insanlığı kurtarmaya yetmeyeceğini gösterdi. Gözlerimizin aydınlanması için etrafın kararmasını beklersek çok geç kalmış olacağız.