Puan vermedi·256 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Nisan 2020 01:38 Gece saat 3 ve ben Sabahattin Ali’nin bir eseri ile daha tanışmış olmaktan, kendisine dair düşüncelerimin bir nebze daha ileriye gitmesinden memnuniyet ile fikirlerimi hemen paylaşmak istedim.
Herkesin mutlaka bir şey söylemeden veya yapmadan evvel içinde danıştığı bir ‘iç sesi vardır’. Çok şey paylaşırız iç sesimizle. Kendimizi bile kandırırız ama o hep bilir ve sürekli yüzüne yüzüne vurur tüm gerçeği. Yaptığımız seçimlerde rol sahibidir ya onaylar ya da eleştirir her daim.
Ömer’de iç sesi ile anlaşamamış, daima iç sesi ile cebelleşen bir kişi. Hayatında yaşamın manasını bulamamış, zaten bu gibi konulara çokta kafa yormayan biri iken birden karşısında Macide’yi buluyor ve hayatının seyri tümden değişiyor.
Macide’yi ise güçlü bir karkter olarak değerlendirebilirim yalnız onun da iç sesi ile anlaşamadığı konular var.
Hayatları bir yaprak misali oradan oraya sürüklenen Ömer ve Macide’nin bir noktada hayatları hızlı bir şekilde birleşiyor. Ömer ve Macide seviyorlar birbirlerini fakat ah o iç sesler! Her daim karmaşa yaratmakta üstlerine yok. Birbirlerinden olan farkları, parasızlık, iradesizlik derken sevgi de bağlayamıyor onları.
Bedri ise saf, içi dışı bir ve iç sesi ile en iyi anlaşan kişi. Sevgisinden karşılık beklemeden seviyor Macide’yi.Her daim olduğu gibi kazanan yine tek başına sevgi olmuyor. Sabır, emek, fedakarlık kazanıyor.