Haddimi aşarak kitapla ilgili duygu ve düşüncelerimi uzun uzun yazmak istiyorum.
Öncelikle kitapla ilgili tatmin edici (puanına kıyasla) yorumların olmayışı, herkesin varoluşsal yolculuğunun farklı farklı oluşu, hemen herkesin kendi payına kitaptan etkilenmesi ancak kendilerini etkileyenin tam olarak ne olduğunu ifade edemeyişlerinden kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Şahsen bende buna benzer duygular uyandırdı.
Bu anlamda kitabın aldı çok uygun olmuş bu kitap tam bir BÜYÜCÜ, herkese farklı suretlerde görünebilen kimsenin hakkında hemfikir olamadığı. Tıpkı Conchis gibi!!
Kimdi bu Conchis, neydi tam olarak. Zavallı(!) Nicholas’a ya da öncekilere niye böyle oyunlar oynamıştı ve oynamaya devam edecekti (İtiraf etmeliyim ki okurken her defasında “Oh olsun sana ukala Nicholas” dedim :) Kim yüklemişti ona bu misyonu? Çok mu canı sıkılıyordu, para harcayacak yeri mi kalmamıştı, dünya zevklerinin tamamına erişmiş miydi? Bu kadar yüksek bütçeli bir prodüksiyona sırf insanlığa katkı olsun (bir insan bir insandır kurtaralım onu kötü bencil duygulardan) diye mi girişmişti? Tanrıcılık mı oynuyordu yoksa?
Sorular, sorular,sorular...
Yazarın “sonsöz” ü de bunlara istinaden yazılmış sanırım. Adamın tavrı “çok da şeeetmeyin yani okuyun işte kendinize göre” gibi geldi bana :)
Ben kurgu romanların ya gerçeğe yakın olmasını ya da tamamen gerçeküstü fantastik öğelere dayanmasını seviyorum. Buradaki (bana göre) arada kalmışlık damağımda sevimsiz bir tat bıraktı. Hele başlarda Nicholas’ın dikkatini çekmek onu dumura uğratmak için yapılan gösterileri ucuz buldum (amaç belki de buydu bilmiyorum ben bana göre yorumluyorum)
Shakespeare'den, De Sade'dan , Yunan mitolojisinden alıntılar konusunda siz de benim gibi yeterli bilgiye sahip değilseniz Google’la haşır neşir olmaya hazır olun.
Her okuyanda çok farklı duygular hissettireceği kesin.