Evet değerli okurlar yeni bir inceleme ile karşınızdayım .
Livaneliyi okuma merakım Serenad’la başladı ve hâlâ devam ediyor .
Yalnız gerçekten çok huzursuzum komiklik olsun diye yazmadım.
“Nesini söyleyeyim , nesini anlatayım nereden başlayayım nerede bitireyim bilmem;
Böyle dille sözle gelmez şeyleri insan kulağıyla değil yüreğiyle duyabilir ancak!”
İçimde oluşan huzursuzluk hissine gelince :
Sebebini açıklama amacım bir nebze yazdıklarımı, yazılanları yaşıyormuşumçasına okumanızı dilememdir.
Musul’da bir esir pazarında köhne ,küf kokan karanlık bir binanın çeşitli odalarında tutulan kadınlar, küçük kızlar, küçük erkeklerin neden orada tutulduğunu anlamanız için biraz ayrıntılı kitaptan da yararlanarak bahsedeyim.
O gün aksakallı adamlar köyümüzü bastılar . Arabayla çıkış yollarımızı kapattılar . Hepimizi köy ortasında topladılar, kadınlar çocuklar bir yana erkekler bir yana ayırdılar ellerinde büyük silahlar vardı ve bizi kamyona bindirdiler (...)
Kendi inanışınıza uymayan, tarihte yanlış anlatılıp öğretilen inanışlara nasıl kafir diyebilme cesaretiniz olabilir ki?
Varolan inanış topluluğunu sırf gücünüz yetiyor diye bunları öldürmek helaldır diyebilme sözü ne haddinize??
Kafamı kurcalayan sorular beni saatlerce huzursuz etti huzursuzluğun sebebi ise içimin olaylara tahammül edemeyişim, katliamlara dayanamayacak şekilde üzülüyordum sadece
Üzülünce hal oluyor mu?
Hayır tabii ki ama o olayları içimde yaşıyordum fakat şu anki günümüzde gereksiz üzülen insanları anlayamıyordum bu olayların yanında onların etkisi kıyaslanamaz!
Onca inanışlara ön yargı ile bakan zihinleri uyarmak için mücadele etmek yerine saçma konulara kendimizi inandırıp üzülmek mantıklı mı sizce?
Kamyona zorla bindirilenlere ne mi oldu ? Anlatayım :(
Üstte bahsedilen odalar mahkum kaldılar aç susuz sessizce boyun eğdiler .
(Açlık susuzluk nedir bilir misiniz?)
Bu da yetmezmiş gibi kadınları çocukarı parayla sartma lüzmuna girip kendilerini bir şey sandılar ???
Yahu sırf istek uğruna utanmadan tecavüz etme girişimine nasıl girebiliyorsunuz?
Gerçi utanma denen duyguyu bilseydiniz bunları yapmaya gerek duyar mıydınız??
Söyleyecek o kadar sözüm var ki...
Söylerken burkulan, sinirlenen, acıyan , hüzünle dolan içim , gözlerimin istemsizce yaşarmasına engel olamayışım beni saatlerce huzursuz ediyordu.
Bir şey diyemeyen susan insanların tepkisizliğinin getirdiği , gittikçe artan öfkeyle kendimi üzüyordum işte :(
Unutmayın acılardır:
insanların ,
ayakta durmasını
mücadele etmesini ve
yaşamı daha iyi anlamlandırmasını sağlayan !
Kitabı merak ettiyseniz kısacık özetini okuyabilirsiniz
Son olarak :
Belki yaşamda hep huzursuz kalacaktım.
Zaten dünyanın hangi köşesinde huzur kaldı ki...
Amacım yaşama bir de bu boyuttan bakabilmenizi sağlamak
Bu boyutu düşünmemi sağlayan
Zülfü Livaneli
Sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum
Huzursuzluk