·484 syf.····Okunma: 09 Nisan 2020 21:05 "Rusça dushi sözcüğü hem “ruh” hem de “can” anlamına gelir." Dipnottaki çevirmen notunda bu bilgiyi görünce anladım neden bu kitabı elime ilk aldığımda elli sayfa okuyup bıraktığımı. O sıralar ruhum da canım da epey güzel yaşıyordu. Dünyadan, yaşamdan ne kadar keyif alınırsa o kadar keyif alıyordu. Öyle vakitlerde içini karartacak bir şeyler duymayı ister mi hiç insan? Her yönü aydınlıkken karanlığa koşar mı? Koşmaz, en azından ben koşmadım işte o yüzden de kitabı bir kenara bıraktım ta ki bugünlere gelene kadar. Evden dışarı adım atamadığımız bu olağanüstü günlere. Gökyüzüyle aramızda illa ki bir çatının olması gerektiği günlere... Bu kitaba gelebilmem için ruhumun ölmeye yakın olması gerekmiş meğer. Ölü Canlar’ı okuyabilmek için ölü bir ruha gereksinim duymuşum.
Aslına bakarsanız yazar hakkında öğrendiklerim kitabın anlattıklarının epey önüne geçti o yüzden meraklısına faydalı bir inceleme olur mu emin değilim. Kahramanımız Çiçikov nasıl bir dolandırıcı, nasıl bir kalpazan inanın şu an çok umrumda değil. Tek düşünebildiğim Gogol. Hatta Çiçikovlara dünyayı bu hale getiren düzenbazlara oldukça öfkeliyim. Böyle bir dünyada olmasaydı belki tutunabilirdi Gogol, belki biraz umuda, o umudu dünyada bulmaya ihtiyacı vardı.
Ne öğrendim ki ben Çiçikov(ları)’u bulsam yakasına yapışacak kadar? Gogol’ün manik depresif psikoz hastalığını öğrendim. İlahi Komedya’dan esinlenerek yazdığı bu kitabın ilk cildinde cehennemi yazıp ikinci cildinde cenneti yazacağını. Cehennemi yazdıktan sonra yıllarca o umut vaat edecek cennet kısmını, ikinci cildi yazmaya uğraştığını. Yazdıklarını yeterli görmeyip ateşe verdiğini ve basılan ikinci cildin de yakılanlardan kalanlar olduğunu. Dahasını yazmadan soluklanmak gerekiyor. Ölümü. Kendini aç bırakarak öldürmesini. Tüm bunları öğrendikten sonra okumaya devam etmek güçleşiyor. Çiçikov’un dönüşmesini bekliyor insan, her yeni hatasından dönmesini, o ihtiyacımız olan umudu vermesini bekliyor. Ne mümkün! Yalanlarına yalan katarak ilerliyor, hırsla, dolandırıcılıkla rahata ereceği günlerin hayaliyle planlarına devam ediyor. Gogol okura biliyorum bu karakteri seveceksiniz diyor. Okurken sevemedik, peki ya dünyada? İşte en çok sevilenler bunlar. Bu büyük beyefendiler dünyayı içinden çıkılmaz bi cehenneme çevirenler.
Kitapta pek çok olay, uzun uzadıya yapılan planlar var ama bunların hiçbiri yer edemedi bende. Kitap yarım cümlelerle de olsa bitti ama o düşünce hala zihnimde. Yazamadı Gogol, bu dünyaya bir cennet yazamadı. Çünkü inşa edemeyeceğiz belki de o cenneti. Biz de intihar ediyoruz bir açıdan. Gogol gibi cesurca kendimizi yemekten yoksun bırakarak değil. Aç kaldığımız şey yemekler değil. Bizim açlığımız insanlık olacak. İnsanlığa aç kalmaktan, sevgi yoksunluğundan ölüp gideceğiz. Çiçikovlar türeyecek her yerden, onlar yolunu bulacak, biz öylece oturup izleyeceğiz. Biraz öfkeliyim. Gogol’ü ilk okumam öyküleriyle olmuştu. Zekasına hayran olmuştum Gogol’ün. Öykülerin bazısında o ince yergilerine kahkahalar atmıştım, öyle güldürmüştü yazdıkları. Halbuki hepsinin altında derin ızdıraplar varmış. Hani çevrenizde herkesi güldüren veya çok gülen birileri vardır ama arkasından çok büyük acılar çıkar ya tam olarak öyle hissediyorum. Öyle acı dolu bir şaşkınlık...