Puan vermedi·288 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Nisan 2020 23:31 Marx-Engels öğretilerini ve sosyalizmi benimsediğim halde benim gibi düşünenlerin de çoğunluğunun kabul edeceği gibi "Ele geçen büyük fırsat değerlendirilemedi." Teoride hayran kalınası manifestolar reelde maalesef dibe çakıldı.Bu kimilerini sonsuz bir umutsuzluğa düşmeye,kimilerini ise yıkılmış hayale bağlanmaya sevk etti.
Sunuşta da belirtildiği üzere George Orwell'e kendisi de sosyalist olarak görmesine karşın Stalin'in ve kurmaylarına yönelttiği "Devrimi amacından saptırma" temalı politik taşlamasını,İspanya iç savaşında Faşişt Franco ile savaşan insanların "yoldaşlarının ihanetine uğraması" sebebiyle ayrı bir nefretle oluşturmuş.Nitekim SSCB içinde işçi ve köylü sınıfı penceresinde de işler başladığı gibi gitmemiştir.Eleştirilerin odağını"Sosyalizm içinde kapitalist düzen kurmak." görüşü oluşturmuştur.Diğer taraftan Sovyetlerin bu denli afallamasını iki savaş arasında zorlu şartlar ve küresel ekonomik buhrana bağlamamakta haksızlık olur diye düşünüyorum.Özellikle 2.dünya savaşında SSCB kaybı gerek ekonomik gerek insan gücü açısından listenin başında yer almaktadır.Bununla beraber neredeyse tüm emperyalist güçlerinde kara propagandalarına maruz kalmıştır. 2.Dünya savaşı'ın kaderinin Sovyet halkı ve Stalin'in sağlam iradesiyle değiştiğini de unutmamak gerekir.
Hayvan Çifliğine değinirsek kitapta Orwell hayvanlardan üzerinden reel kişilere(özellikle Josef Stalin),topluma,dine hatta basına mükemmel bir çağrışım yapmış.(Okumadan önce Ekim devrimi ve Troçki'ye bir göz atmanızı öneririm).Stalin ve Troçki'nin çekişmesi de kitapta yoğun şekilde yer almış.Hemen hemen tüm hayvanın temsil ettiği bir kişi yahut bir kurum var.Sosyalizmi bir kenara bırakıp günümüzde kendi ülkemizde de bolca karşılaştığımız durumları da göreceksiniz kitapta.Din sömürüsü,rant,menfaate göre bir çırpıda değiştilen yasalar,propaganda ve sürekli aynı şeyleri bilinçsizce zırvalayan olmazsa olmaz koyunlar. Tabii ki bunun şaşmaz sonucu olarak çoğunluğun geçim derdiyle uğraşırken diğer kesimin sonu gelmez zenginliği.
Son olarak kendi adıma tüm baskıcı Stalin yönetime rağmen devrimin ateşini yakan Lenin'in,çalışmaktan nasırlaşmış elleriyle emekçilerin,çoşkun kalpleriyle köylülerin yüreklerini bu asil devrimi unutmamak için yeterli sayarım.Bu dünyada kısa süreliğine de olsa yüce bir çoşkunluk içinde ve işçi sınıfının tek bir ağızdan attığı "eşitlik" naraları yankılandı.
Nazım Hikmet'in dediği
"Sizi canımda
canımın içinde,
kavgamı kafamda götürüyorum.
Hoşça kalın
dostlarım benim
hoşça kalın..."