Elinize alır almaz bitirebileceğiniz, aynı zamanda da bir şeyler öğrenebileceğiniz bir kitap arıyorsanız. Bu kitap o kitap :) Bu kitap kısa seyahatlerinizde yanınıza alıp okuyabileceğiniz sade ve güzel bir kitap.
Kitabı okumadan önce çok bir şey hissedeceğimi düşünmemiştim. Okurum bırakırım, zaten 70 sayfalık bir kitap dedim. Ayrıca yazar hakkında duyduğum eleştirilerden dolayı da pek bir şey beklemiyordum kitaptan.
Ancak okudukça ne kadar yanlış düşündüğümü, yazara ve kitaba haksızlık ettiğimi anladım.
Kitabı okurken bir korkum aklıma geldi. Beni gün gün bitiren hayatımı yaşanamaz hale getiren o korku...
Olay şöyle:
Artık başka birini seven, ancak yanındaki kişiden de ayrılmak isteyen bir kadın. Ancak bu kadın bir türlü ayrılmak için neden bulamıyor. Çünkü karşısındaki kişi, onu samimi bir şekilde seviyor ve kadının artık başkasını sevdiğini, artık onu sevmediğini bilmediği için suçu kendinde arayıp daha fazla ilgi gösteriyor.
Bu ilgi, karşısındaki insandan kurtulmak isteyen biri için çok bunaltıcı, seven bir insan için ise mutluluk verici bir ilgidir.
Bu süreçte, kadın ayrılmak için aradığı nedeni bulamayınca kötü davranmaya, kırıcı olmaya ve ters cevaplar vermeye başlıyor. Adeta kendinden soğutmak için çabalıyor. Ancak karşı taraf pes edecek, vazgeçecek gibi değil. Çünkü seviyor.
Erkek sürekli kendinde suçu arıyor. Acaba ne yaptım neyi yanlış yaptım diye sorguluyor kendini. Ve sürekli terk edilmekten korkuyor. Belirsizlik var, yarın ne olacağı belli olmayan bir belirsizlik. Yarın çok sevdiğin insan seni terkedip, bütün hayallerinin yıkılabileceği ihtimali olduğu gibi her şeyin düzelme ihtimali de var.
Bu belirsizlik, belirsizliği hiç sevmeyen, belirsizlikten nefret eden bir insan için hayatı adeta yaşanmaz hale getiriyor. Sürekli bir stres ve agresiflik var.