Firuzcan ve Ayvazcan'ın çocukluktan ölüme kadar "ayrılmaz" ve "vazgeçilmez" nâif dostluk hikayesi.. Kendi dostluk hikayelerinize dönüp bakıyorsunuz ve öykünüyorsunuz. Mesafe denen şey, kalbi kemiren kurdun adıdır, diyor Firuz. Mutluluğun fısıltısını duyduğum o nadir ânlarda kederin ayak seslerini işitmeyi beklerim. Bilirim ki kalbimiz sevince değil hüzne âşinadır. Güzel bir ânın sınırları olduğunu bilmek, yaşayacağın mutluluğu heba ediyor, diyerek tamamlıyor cümlesini. Hikâyenin şivelerle taçlandırılması ayrı bir güzellik katıyor romanın üslûbuna. Kitabın sonuna doğru iki dosta eşlik eden sevimli ve eğitimli yoldaş sincap Nohut'un ölümü hüzünlendiriyor çokça beni.. "Hayat, çok tuhaf. Doğumdan ölüme kadar hep seni şaşırtmak için akıyor sanki.."
"Hayat, beni şaşırtmaktan ziyade kederlendiriyor. Dünyanın öbür ucunda birilerini de güldürüyordur mutlaka. Aksi halde ilahi denge bozulur. Biri ağlamalı ki diğeri gülebilsin. Tıpkı birinin doğabilmesi için bir başkasının ölüp gelene yer açması gibi.." diyor diğeri..
"Hayat, beni her gün yüz dilime ayırıp sonra tekrar birleştiriyor. Her şeyim, yerli yerinde görünse de eskisi gibi olamıyorum. Çatladığımı hissediyorum." Âh Hayat.. DünyasızlarKaan Murat Yanık