Gönderi

1/10
·216 syf.··
2020 20. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2020 18:42
Kitap 1966 basımı ve doğuda geçiyor. Kitabı okurken yöresel bir ağızla yazıldığını farkettim. Ben Doğulu'yum ve bölgenin neredeyse bütün şehirlerini çok iyi bilirim hatta belirgin şehirlerin ağızlarını çok iyi konuşurum Urfa, Diyarbakır, Bitlis, Gaziantep vs. Bu hangi şehrin ağzı diye aldı beni bir düşünce, hiç bir yerin değil elbette ki. Eski türk filmlerinde ve son zamanalardaki dizilerde kötü figüranlara verilen rol icabı kullanılan, hayatinda doğuya gelmemiş ama kendi keselerinden oluşturdukları garip bir ağızla uyuştugunu konuşulduğunu gördüm, yani aslında olmayan fakat resmi zihniyetin kendisinin oluşturduğu bir Doğu Ağzı (töre böyle emreder tadinda) :) Örneğin bir yerinde Cano tehdit alınca "Tanrınin dışında kimseye boyun eğmem gayri" gibi garip bir cümle kullanıyor. Doğudaki hangi şehirde Allah'a Tanrı denir bilmiyorum ;). Cano , kızı Cemo'yu evlendirecekken kızına "Hadi hazirlan seni satmaya götürüyorum gayri" derken . (Tabi güzellemeler de var.) Kız da buna karşı "Hazırım babom" diyor. Başka bir yerde de "Aman dilemem gayri" gibi bir ifade var, Allah aşkına "gayri" kelimesinin kullanıldığı bir doğu ili gösterin bana :) Bir de ödül almış tabi günün zihniyeti düşünülünce normal gelebilir ama hiç bir devire göre yine de hazırlığı yeterince yapılmamis eksik ve silik ve gerçeklikten çok uzak diyebiliriz. "Sanat sanat için midir, Sanat toplum için midir" diye baktığımızda kesinlikle toplum için olmaldığını görüyoruz, zira toplumdan bu kadar uzakta laboratuvarda hazırlanmış bir kurguyu eser diye yayınlamak bana gülünç geliyor. Hadi bu şahıs yazdı bunu yayınlayan basım evi de mi bir şey bilmiyor? Ödül almasına ne demeli? İnsan hiç mi dünyaya bakmaz dünya sanat ile çalkanlanıp, şahlanırken bizimkilerin sanattan anladığı ürüne bak. O dönemler Türkiye'nin tamamında ağalık da vardı, başlık parası da vardı ama bu kadar hayali bir toplum anlatımı bize uymuyor kanımca. Yazar bir de toplumcu-gerçekçi yazar olarak biliniyor. Adam Edirne, İzmir, İstanbul'dan dışarı çıkmamış girmediği şehrilerle ilgili, başkalarından duyduğu rivayetlerle ilgili kitap yazmış. Bilgisi yok fikri var minvalinde kısaca. Tabi ki bunlar benim görüşlerim bana göre toplumcu-gerçekçi bir yazar toplumun gerçek yaşantısı ve sorunlarını dile getiren kişidir. Örnek vermek gerekirse Sabahattin Ali, Nazım Hikmet, Orhan Kemal, Yaşar Kemali veririz ama Bilbaşar bu eseriyle ne toplumcu ne de gerçekçi olamaz. Son derece başarısız bir eser bence fakat siz beğenirsiniz belki de okumak isterseniz bana iyi okumalar demek düşer :)
CemoKemal Bilbaşar · Can Yayınları · 20152,131 okunma
·
218 Gösterim
1 Yorum
Dediğiniz şeyler doğru olabilir. Yalnız yazarlık biraz da gelir işi olduğundan, o dönem kitap okuyanların ve satın alacak olan vatandaşın da Batıya yakın iller olması nedeniyle okuyanların anlayacağı ve beğeneceği şekilde, yazarın kelimeleri seçmesini çok da suçlayamayız. Sonuçta bu bir kurgu eserdir. Bunu da değerlendirin ve 1 vermenin haksızlık olabileceğini düşünmek lazım. Belgesel çekmiyor, Egeli bir yazarın bir kitabıdır bu. Detaylara takılmayıp romanda verilmek istenen mesajın doğruluğu veya yanlışlığı üzerinden yazarı yorumlamak daha doğru. Knut Hamsun’un açlık kitabına 9 puan verirken, o dönemki zihniyetine dem vurmadan kitabın hakkını vermişsiniz, bilirsiniz ki Knut Hamsun bir Nazi propagandacısı ve destekçisidir. Ama onun kitabını, yazarın ve dönemin zihniyetinden ayırıp puanlamışsınız.
Beradayî
Gönderi Sahibi
Beyefendi yorumunuzu okudum ve nerden başlasam bilmedim çünkü nerden tutsam elimde kalıyor 1-"yazarlık gelir işi" Böyle bir mantık olamaz beyefendi sırf gelir için başkalarının değerlerini kullanamazsınız. 2- "Kitap okuyan ve satın alanlar batıya yakın insanlar" Allah aşkına insanlara sahte ve yanlış bilgiler verince onları kandırınca veya sırf birilerine yaranmak için gereksiz uydurmalara yer verince işler tıkırında gidecek diye düşünmüş sanırım Esasa gelmek gerekirse Knut Hamsun örneğini vermişsiniz, bu adam baya faşîst bir adam hatta Kitabı okuyup okumama arasında kalmıştım ama siz kitabı okuyun yazarın üslubunu, konuyu ele alışını, edebi anlayışını, yaşadığı dönemin ne şekilde gerçekçi anlatıldığını göreceksiniz kitapta neredeyse diyalog yok fakat hiç sıkılmadan kitabı okuyup bitiriyorsunuz. Böyle bir anlatım, sadelik, akıcılık yalınlık karşısında şaşırıyorsunuz, sadece bilinç akışı tekniği ile yazılmış ve soluk almadan bitirebilrisiniz. Knut Hamsun Modernist Edebiyatın temsilcisi bir dönemi aralamış ve başlatıcısı olmuş, kalkmış sırf batıdakiler beğensin veya para kazansın diye uydurma hikayeler uyduran bir bölgeyi zan altında bırakan, bölgeye uğramadan bölge hakkında yorum yapan çakma gazeteci edasındaki Kemal Bilbaşar'ı mukayese mi edeceksiniz? El vicdan yahu! Sırf bu adamlar yüzünden batıdaki insanımız doğudaki insanları görünce "Aaa bunlar da bizim gibi insanmış" diyorlardı. "hayatımda ilk defa bir doğulu ile konuşuyorum" diyerek uzaylı görmüş gibi bakan insanların oluşmasına sebeb olan zihniyetin somut ürünüdür. 2004 yılında üniversitedeyken Kocaeli'nden bir arkadaşımız bana "Gaziantep'e bankamatik var mı? " diye sordu. Türkiye'nin en büyük 6. Şehri ve 5. Sanayi şehri hakkındaki fikri bu. İşn kötü yanı bu arkadaşımız ahmak değil dizi film ve kitaplarda bölge o kadar kötü verilmiş ki toplum birbirinden bu kadar uzaklaşmış. Velhasıl bu kişiler toplumu ayrıştıran birbirinden uzak tutan kardeş olan insanların arasına bana göre nifak sokan cahil kişiler. Kendi vatanımın insanını övmek istemez miyim, bir Aziz Sancar ile az mı övünüyoruz, bir Orhan Pamuk görünce az mı gururlanıyoruz? Sırf "bizdendir, hoş görelim" anlayışını kabul edemiyorum. Vazife bilip uyarmanızı saygıyla karşılıyorum fakat gerçekliği de görmeden bir adım ilerleyemeyeceğimizi de düşünüyorum. Değerli fikirleriniz için teşekkür ediyor iyi günler diliyorum
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.