10/10
·117 syf.··
2019 428. kitabı
İnsan, sürekli okunan bir cümledir. * Eşyalaşma, uluslar arası bir çürüme. * Birbirimize yaklaşacağımıza, ıssızlığa iteliyoruz birbirimizi. * Hiç yazılmamış uzun bir destandır annelerin yüzleri. * Bilinçli yazarın bombası yapıtlarıdır. Emekçilere gelince: Yeryüzünde, bir damla alınterinden daha güçlü bir silah yoktur. * Nerede olursa olsun, bir özgürlük savaşı veren, insanlığa katılıyor demektir. * Yığılan eşya, adeta, eksilen “özümüz”; kimliğimizi aşındıran bir cadı; modern bela. * İnsan yürümeyegörsün, bir de heybetlenir ki doğa! * İyilik yapma duygusu içimizde körelmişse, artık, hangi durum savunulabilir? İnsanın özünü bu duygu oluşturmuyor mu? Et, kemik yığını kalıyor geride. * Öylesine hızlı ki her şey! Yeryüzü, hışmı altında bu hızın. Yakalayın: Ne ki, hırsız değil kaçan: Sabır=anlamımız. Deha, varlığını ona borçludur. Ve sabır olmasaydı, yeryüzünde bir gün kalınabilir miydi? * Hissetmek, bir ustalık işidir. * Kulağınız, her yerde olmalı; gözünüz, en karanlık köşeleri bile görmeli; sesiniz, hiç yüzünü görmediğiniz insanlara bile ulaşabilmeli. * Oysa, insanın doğumu da, ölümü de, yalındır. Devrim, yeryüzüne yalın bir bakış demektir. Ancak, eşyasız odalarda anlayabiliriz birbirimizi. * Kimse, emeğinin karşılığından daha güzel bir şey kazanamaz ki. Hep lekeli gerisi. * Çürüme başlamayagörsün insanda, akıp gidiyor hiçliğe. * Cümlelerimi ateşte pişiririm de! Nasıl? Çok doğal kokusunu alırsınız yakınca. * Güneş daha içeriye girmeden ayağa kalk, bayım! Çünkü, ışıkla giyinivermelisin dinçliği. * İnsan, kesin ivedilikle, güneşin ilk ışınlarını dikmelidir toprağa. Çok çabuk yetişsin diye, BİR ŞEY! * İnsanın, asılınca açamayacağı kapı yoktur. * Bayım, yağmuru emen doğaya iyi bak! Bir bağıştır bu! * Yağmuru ve doğayı unutan insanın yüreği kapkara oldu. * Şanlı bir emekçi, alınterini yığa yığa, yarınlarımızın tek ışık kaynağı olmuştur. Emekçinin kan kardeşleri mi? Niçin yaratıldığını düşünebilen herkestir. Ne ki bu “herkes” de öyle çok değildir. * Kat kat kuştur gökyüzü: Ama, kıpırtısız. * Görünen yanı öylesine az ki insanın. * Peygamberler hem işçiydiler, hem de Önder. İnançlarını, doğrularını; toprağa, taşa, insana, ölümsüzlüğe, kendileri işlediler. * Öyle bir şeydir ki karanlık, dururken ürkünçdür de, yaklaşıldıkça, dağılır. Yeryüzündeki tüm zorbalıklar da bunun gibidir gerçekte. * Susmak, bazen bir tabut kapağı gibi, soğuk bir psikoloji yığar toplumların üzerine. * Tüm inanalar, iyi değerlendirmişlerdir gecelerini; ölçümlemişlerdir atlaslarını, özgül birimlerle. Adeta doğa,', yarın daha ileri atılabilmek için, bir adım geriye çekilmiş gibi olur gecelerde. * Kuşkusuz, ayak izlerinin de, parmak izleri denli özgül belirtileri bulunmaktadır. * Onuru eksilten de, çokluk, eşya iştahı değil midir? * Gözünüz kapayın. (Kapadım.) Yüzün şimdi denizde! Kıyı mı? Onu düşünmeyeceksin, bayım! * İnsan, bu kutulaşmış evlerin içinde, yitirebilir ellerini. Ellerimiz sığmıyor ki bu kutuya. Hani, toprak ve avlu? Sabahları ağaca dokunmayan ellerle, hangi büyük işler yapılabilir?
Edebiyat
Bir Yazarın Notları 2Nuri Pakdil · Edebiyat Dergisi Yayınları · 2014243 okunma
··
42 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.