İnsan, sürekli okunan bir cümledir.
*
Eşyalaşma, uluslar arası bir çürüme.
*
Birbirimize yaklaşacağımıza, ıssızlığa iteliyoruz birbirimizi.
*
Hiç yazılmamış uzun bir destandır annelerin yüzleri.
*
Bilinçli yazarın bombası yapıtlarıdır. Emekçilere gelince: Yeryüzünde, bir damla alınterinden daha güçlü bir silah yoktur.
*
Nerede olursa olsun, bir özgürlük savaşı veren, insanlığa katılıyor demektir.
*
Yığılan eşya, adeta, eksilen “özümüz”; kimliğimizi aşındıran bir cadı; modern bela.
*
İnsan yürümeyegörsün, bir de heybetlenir ki doğa!
*
İyilik yapma duygusu içimizde körelmişse, artık, hangi durum savunulabilir? İnsanın özünü bu duygu oluşturmuyor mu? Et, kemik yığını kalıyor geride.
*
Öylesine hızlı ki her şey! Yeryüzü, hışmı altında bu hızın. Yakalayın: Ne ki, hırsız değil kaçan: Sabır=anlamımız. Deha, varlığını ona borçludur. Ve sabır olmasaydı, yeryüzünde bir gün kalınabilir miydi?
*
Hissetmek, bir ustalık işidir.
*
Kulağınız, her yerde olmalı; gözünüz, en karanlık köşeleri bile görmeli; sesiniz, hiç yüzünü görmediğiniz insanlara bile ulaşabilmeli.
*
Oysa, insanın doğumu da, ölümü de, yalındır. Devrim, yeryüzüne yalın bir bakış demektir. Ancak, eşyasız odalarda anlayabiliriz birbirimizi.
*
Kimse, emeğinin karşılığından daha güzel bir şey kazanamaz ki. Hep lekeli gerisi.
*
Çürüme başlamayagörsün insanda, akıp gidiyor hiçliğe.
*
Cümlelerimi ateşte pişiririm de! Nasıl? Çok doğal kokusunu alırsınız yakınca.
*
Güneş daha içeriye girmeden ayağa kalk, bayım! Çünkü, ışıkla giyinivermelisin dinçliği.
*
İnsan, kesin ivedilikle, güneşin ilk ışınlarını dikmelidir toprağa. Çok çabuk yetişsin diye, BİR ŞEY!
*
İnsanın, asılınca açamayacağı kapı yoktur.
*
Bayım, yağmuru emen doğaya iyi bak! Bir bağıştır bu!
*
Yağmuru ve doğayı unutan insanın yüreği kapkara oldu.
*
Şanlı bir emekçi, alınterini yığa yığa, yarınlarımızın tek ışık kaynağı olmuştur. Emekçinin kan kardeşleri mi? Niçin yaratıldığını düşünebilen herkestir. Ne ki bu “herkes” de öyle çok değildir.
*
Kat kat kuştur gökyüzü: Ama, kıpırtısız.
*
Görünen yanı öylesine az ki insanın.
*
Peygamberler hem işçiydiler, hem de Önder. İnançlarını, doğrularını; toprağa, taşa, insana, ölümsüzlüğe, kendileri işlediler.
*
Öyle bir şeydir ki karanlık, dururken ürkünçdür de, yaklaşıldıkça, dağılır. Yeryüzündeki tüm zorbalıklar da bunun gibidir gerçekte.
*
Susmak, bazen bir tabut kapağı gibi, soğuk bir psikoloji yığar toplumların üzerine.
*
Tüm inanalar, iyi değerlendirmişlerdir gecelerini; ölçümlemişlerdir atlaslarını, özgül birimlerle. Adeta doğa,', yarın daha ileri atılabilmek için, bir adım geriye çekilmiş gibi olur gecelerde.
*
Kuşkusuz, ayak izlerinin de, parmak izleri denli özgül belirtileri bulunmaktadır.
*
Onuru eksilten de, çokluk, eşya iştahı değil midir?
*
Gözünüz kapayın. (Kapadım.) Yüzün şimdi denizde! Kıyı mı? Onu düşünmeyeceksin, bayım!
*
İnsan, bu kutulaşmış evlerin içinde, yitirebilir ellerini. Ellerimiz sığmıyor ki bu kutuya. Hani, toprak ve avlu? Sabahları ağaca dokunmayan ellerle, hangi büyük işler yapılabilir?