·576 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Nisan 2012 19:23 Zaten adını duymamış olmanız mümkün değildir.
Melekler ve Şeytanlar sadece Dan Brown çıkışlı olduğu için ünlenmemiş, aynı zamanda yazarın eserdeki kurgusu sizi öyle büyülemektedir ki A4 kağıda basıp dağıtsanız bile yine milyonlar satacak bir eserdir.
Yabancısı olduğumuz mekanlar ve eser içindeki sanat mecraları okura öyle sade bir dil ile anlatılmış ki Bilal’e anlatır gibi deyimi resmen can bulmuş. Zaten bir olgunun aktarılmasındaki becerinin en büyük göstergesi onu en sade haliyle anlatabilmek olduğunu Einstein’dan tutun da bütün ilgili mecra, kurum ve kişiler dile getirmektedir.
Polisiye kokusunun da çok güzel bir tat bıraktığı bu eserde düğümler öyle bir incelikle çözülmesine karşı aslında hayranlığımın çözümlere getirilen zekâdan çok gizemlerin kendi gizleri üzerine olan mistik ruh olduğunu söylesek yalan olmaz. Yani böyle kurgusal bir ortamda böylesine hayran bırakan sırları okumak gerçekten okura büyük zevk veriyor.
Tek soluk eserlerden olan eser bana olasılıksız kitabının verdiği tadı vermişti. Bu iki eserde de dil yalın ve sade olmasına karşın olay örgüleri ve olayların akış ritmi sizi kendisine hapsediyor ve ya bitirmek ya bitirmek zorunda kalıyorsunuz. Ara vermek sizi içten içe kavuruyor ki acaba sonra ne olacak demekten işinize odaklanamıyorsunuz. Mesai günlerinde değil de tatillerde okunması bu sebeple daha tavsiye olacaktır.