Oblomov son şekliyle 1857’de “bir aylık” sürekli bir çalışma içinde yazılmıştır. 600 sayfalık bir kitabın bu kadar kısa bir sürede yazılması size de şaşırtıcı gelmedi mi?
.
Yazarımız bu durumu şöyle açıklıyor: “Bu büyük romanın bir ay içinde yazılması belki de imkânsız görünür. Ama unutmayın ki, bu eseri yıllarca kafamda taşıdım ve onu ancak kâğıda geçirmek kalmıştı.”
Peki “OBLOMOVLUK” nedir?
Bilinçli bir tembellik, atalet halidir. Bir uyuşukluk değil aksine fazla uyanıklık, her şeyin farkında olma halidir. Ancak tüm bu farkındalık dolayısıyla sonunu gördüğü yolda ilerlemek istememenin getirdiği bir tükenmişlik ve kendini gerçekleştirememedir.
(Kaynak: dunyalilar.org)
.
Yine bir alıntıda şöyle diyor yazar:
“ Uzanmak İlya İlyiç için ne hastalarda ya da uykusu gelmiş insanlarda olduğu gibi bir zaruret, ne yorgun bir kimsedeki gibi geçici bir ihtiyaç, ne de uyuşuk bir insandaki gibi bir zevkti; bu onun tabii hali idi.”
Oblomov uzun bir roman ancak bir solukta okuyacağınızdan eminim konusu sizi içine çekecektir. Neden mi?
Kendinizi sorgulayacaksınız bol bol “Acaba bende de bir oblomovluk var mı?” diye.
.
Henüz okumadıysanız. Mutlaka bir sonraki kitap alışverişi listenizde olsun derim.
Sağlıcakla...