Son Rusya seferini Dostoyevski'nin son romanı "Karamazov Kardeşler" ile yaptım. Oldukça uzun bir roman. "Vay efendim mutlaka okumalısınız" , "Vay efendim böyle bir kitap yok" Demeyeceğim elbet. Müsaadenizle naçizane bir kaç kelam edeceğim.
Her kitap herkese hitap etmez. İşte bu eser de onlardan biri. Çünkü bu eser bir roman değil! Okuyan kişi hazır değilse, kitabı devam ettirebilmesi pek mümkün değil. Bazen böyle eserleri bitirdikten sonra derin bir hüzne kapılıyorum. Acaba ben bu eseri okumaya, anlamaya, üzerinde düşünmeye hazır mıyım? Bu yetkinliğe ulaşabilecek kadar besleyebildim mi kendimi? Kısacası şöyle söylemeliyim ki; "1025 sayfalık Dostoyevski kitabı okudum, ben artık bir entelektüelim" kafasıyla düşünüp instagramda paylaşmaksa amacınız hiç yanaşmayın bu kitaba çünkü size verebileceği pek birşey yok. İfadelerim haddi aşan bir üslup barındırıyorsa özür dilerim, muhtemelen hala kitabın etkisinde oluşumdan dolayı.
"İnsanın en değerli anıları aile ocağında geçen çocukluğunun anıları oluyor. Ailede bir parçacık sevgi ve dirlik varsa bu böyledir." Bunu hangimiz inkar edebilir? Peki ya tam tersi bir durum söz konusuysa? Aşağılık, ahlaksız, dalkavuk, şehvet düşkünü bir babanın sevgiden uzak, bencil benliğininin dünyaya getirdiği üç erkek kardeşin birbirinden farklı, ama temelinde aynı derin, psikolojik yaralar üzerine inşa edilen hayatlarını konu alan bir eser "Karamazov kardeşler". Freud'un "Dostoyevski olmasaydı eğer, psikanaliz biraz beklemek zorunda kalacaktı" sözünün tam karşılığı bir eser.
Bir romandan çok öte, bir ders kitabı "Karamazov kardeşler". Enginizasyoncu bölümüyle ilahiyat fakültelerinde, duruşma bölümleriyle hukuk fakültelerinde, geneli itibariyle felsefe, psikoloji ve sosyoloji bölümlerinde mutlaka okutulmalı desem ileri gitmiş olmam herhalde.
Herkese mutlaka okuyun demiyorum. Ama eğer bu kokuşmuş dünyanın(insanlığın), kalbine huzursuzluk hediye ettiği insanlardansanız ve bir okursanız mutlaka okuyun.