Arkadaşımın elime tutuşturduğu "Puslu Kıtalar Atlası" kitabını bir solukta bitirdiğimde tanışmış oldum İhsan Oktay Anar ile.
Aynı arkadaşım ile konuştuğumda ise "Puslu Kıtalar Atlası da güzel ama asıl Suskunlar'ı okumalısın" demişti. Ben de o gazla girişmiştim hemen Suskunlar'ı okumaya.
Suskunlar da harika bir kitap ama bende Puslu Kıtalar Atlası kadar büyük bir etki bırakmadı.
İhsan Oktay'ın dinî, felsefî karakterleri kendi hikayesinin potasında eritmesi ve bize sunması cidden büyük meziyet. Yaptığı göndermeler, verdiği mesajlar harika ve bunları o şairane, musikîvari kelimelerle sağlamak da ancak bir edebiyat üstadının yapabileceği bir şey. İhsan Oktay da bunu başarıyla yapıyor, kelimeleri dans ettiriyor.
Ölmeden önce okunması gereken kitaplar diye bir liste yapsam; İhsan Oktay Anar kitaplarını ayrı ayrı yazmaz, "hepsini oku" derdim :)