"Damızlık Kızın Öyküsü" sonrası bu kitabı okudum. Kurgu devam etse de bir devam romanı değil. İlkini okumam bu kitabı anlamamı kolaylaştırdı. Bu nedenle yine de ilkini okuyun derim. Zaten kurgu müthiş ama ilkine göre farklı bir anlatım tarzı uygulanmış. Bir yerine birkaç bakış açısı veren, içine kolaylıkla girebildiğim bir hikaye olmuş. Aradan geçen zamanda yazarın tecrübesinin arttığını hissedebiliyorsunuz. Feminist bir roman değil, sadece erkek egemen totaliter bir rejimde kadının yerini kadın gözünden anlatmış. Semavi dinlerde kadının yerini bildiğimiz için aslında çok yabancılamıyorsunuz okurken. Yine kısa bölümler var ve sıkmadan ilerliyor. Ne kadar kısa sürede okuduğunuza inanamayacaksınız. Roman içeriğini eleştirmek haddime değil ama her romanda olduğu kadar önemsiz ve nadir boşluklar var.
İlkini sevdiyseniz buna bayılacaksınız.
Bana bu duyguları yaşamda aracı olduğu için çevirmen da alkışı hak ediyor.