·520 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Mart 2020 14:49 Eserdeki zaman Osmanlı Sultanlarından III. Murat Devri’dir. Bu dönemdeki nakkaşlar arasındaki mücadeleler ve nakışta/resimde doğu geleneği ile Frenk tarzı eserin çatışmasını doğuran asıl etkendir. Bunun dışında Kara ile Hasan arasındaki mücadele Şeküre’nin evlilik konusunda bu ikisi arsında kalması eserin diğer çatışma
. Eserde Nakkaşlık sanatı ve bu sanatın üstatları hakkında geniş bilgiler verilmiştir. Bu eser post modern romanın birçok özelliğini taşıyor. Metinlerarasılık, pastiş, parodi, bilinç akışı çok seslilik gibi birçok teknik kullanılmış. Eserde dikkati çeken bir başka özellik romanda ciddi bir bilgi yoğunluğunun olması. Yazar bunu kuru bir bilgi olarak değil eserin olay akışına çok güzelce sindirmiş. Bu bilgi yoğunluğu eseri okurken hızlı ilerleyişinizi engelliyor. Kendinizi adeta bir zücaciye dükkânında hissedip dikkatlice ilerlemek gerektiğini anlıyorsunuz. Eserde olaydan ziyade kahramanların ruh halleri, insan ruhunun en derin noktalarında kalmış hisler/düşünceler verilmiş. Bunda kahraman bakış açısının kullanılmasının büyük etkisi vardır. Eserin bölümleri olayı anlatacak kahramanın (Ben Kara, Ben Zeytin) adıyla başlaması Bize Huzur romanını hatırlatıyor fakat olay üçüncü ağızdan değil birinci ağızdan veriliyor. Romanı Kahraman bakış açısının kullanıldığı diğer eserlerden ayıran şey ise olayın bir kahramanın ağzından değil birden çok kahramanın ağzından verilmesi. Çok fazla kahraman anlatıcının olduğu bölümlerin birbirine çok güzel bir şekilde bağlanması eserin niteliğini artırmaktadır. Ayrıca eserin sonunda Şeküre, bu olayları anlatanın oğlu Orhan olduğunu söylemesi belki de yazar (Orhan Pamuk) kendisine gönderme yapmak istemiştir.