Sabahattin Ali romanları beni hep üzmüştür. Ama hiç hüngür hüngür ağlatmamış aksine daha kötüsünü yapmıştır. Bu romanın sonunda yüreğime bir taş oturdu. Gerçekten çarpıcı bir sonu var. Yusuf'un kendisini asla hiçbir yere ve kimseye ait hissetmemesi, onun yabancılığı; bunun bir sonu olacak diye düşündüm ama olmadı. Yusuf hep yabancı kaldı. Muazzez'i çok sevip, kendini onda bir parça yaşayabildiği muhakkak, ancak hiçbir zaman tam anlamıyla birbirlerine ait olamadılar. Bunların dışında kitapta memleketin durumu çok çarpıcı anlatılmış. 100 sene önceki olayların günümüzde hala yaşanmaya devam ettiğini de görmüş oluyoruz. Diğer 2 romanı ile karşılaştırma yapamam. 3ü de benim için ayrı yerlere sahiptir. Kuyucaklı Yusuf'un yeni hayatında neler yaptığı, Kübra ile karşılaşıp karşılaşmadığı aklımın hep bir köşesinde kalacak.