“Biri Joseph K.’ya iftira atmış olmalıydı, çünkü kötü bir şey yapmadığı halde bir sabah tutuklandı.” Dava’nın giriş cümlesi budur. Kitap boyunca biz de Joseph K. ile birlikte bu konuda bir cevap arıyoruz. Kitap boyunca Joseph K. kendisine karşı açılan bir davanın peşinde. Hukuk sisteminin karmaşıklığı, erişilemez bir yapıya sahip oluşu, çaldığı kapılardan bir türlü cevap alamayışı bu konuda onu iyice zor bir duruma sokuyor.
Dava, çok sert bir sistem eleştirisi niteliğindedir. Hukuk eğitimi alıyor olmak bile yetmiyor, çünkü öyle bir hiyerarşi hakim ki bu hukuk sisteminde; çok üst mertebelerde olanlar dahi sistemin içeriği hakkında tam bilgiye sahip değil veya bu konuda bilgi veremeyecek bir konumda. Oysaki hukuk sisteminin ülke vatandaşı yararına olması, onu koruması gerekir. Özellikle de hakkı yenilen taraftan yana olmalı, onları korumalıdır. Bu kitapta ise bunun tam tersi mevcut. Buradaki yargılama sisteminde yargıçlar daima güçlülerden yana, onları koruyor. Davalar yıllarca sonuçlanmıyor, tam beraat kararı verilmiyor, insanların davaları daima sürüncemede kalıyor. Böyle bir sistemde ise haliyle vatandaşlar kendini bir türlü güvende hissedemiyor. Her yol deneniyor, lakin bir türlü sonuç elde edilemiyor. Sonuçları bırakın, insanlar sebeplerini dahi bilmedikleri davalarda buluyor kendini.
Yazıldığı dönemde dair sağlam bir eleştiri niteliğinde olsa da aslında günümüzde bile böyle sistemlerden tamamen kurtulduğumuzu söyleyemeyiz. Şimdi bile bu konudan canı yanan insanların sayısı hiç de azımsanmayacak düzeydedir. Kafka’nın Dönüşüm’den sonra okuduğum ikinci kitabı Dava ile, içinde bulunduğum dünyadaki sistemlere eleştirel gözle bakmayı öğrendiğimi düşünüyorum.