·248 syf.····Okunma: 28 Nisan 2020 01:41 Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil
Onlar kendi yolunu izleyen hayatın oğulları ve kızları
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller
Onlara sevginizi verebilirsiniz düşüncelerinizi değil
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır
Bedenlerini tutabilirsiniz ruhlarını değil
Çünkü ruhlar yarındadır
Siz ise yarına düşlerinizde bile göremezsiniz
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın
Çünkü hayat geriye dönmez dünle de bir alışverişi yoktur
Siz yaysınız çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar
Okçu sonsuzluk yolundaki hedefi görür
ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başına dimdik tutarak kalan yayı da sever.
Kitap Halil Cibran'ın ermiş adlı kitabında çocuklar üzerine söylediği bu sözlerle son bulur.Hepimiz çocuklarımızı ödüllendirir ve cezalandırırız. İlla anne baba olmaya gerek yok bazen bir kardeş olarak bazen bir öğretmen olarak. Kitapbı okurken ne kadar fazla yanlış yaptığımızı anlıyoruz. Ödül gerçekte bir işe yaramaz sadece çocukların kısa hedefli işler yapmasını sağlayabiliriz. Dahası yaratıcılığı öldürür ve iç motivasyonu engellemiş oluruz. Çocuk bunu yapmak istediği için yapmaz da sadece zorunluluktan yapmış olduğunu zanneder. Tabii ki kitap sadece çocuklar üzerinden anlatmamış bu konuyu. Şirket pirimlerinden de bahsetmiş. Yani yetişkinleri de örneklendirmiş. Ödül çocuğun sorumluluk bilincini öldürür. Ödül aynı zamanda değerleri de bir araştırmaya göre fabrikada ölü böcek bulanlara ödül verilecektir. fabrikada çalışan işçiler dışarıdan böcek getirip yiyeceklere katarlar. Böylece ödül alırlar. peki değerler bunun neresinde?Ödül amacı araca dönüştürür. Kitap ilk kısımda ödülün zararlarından bahsediyor. Her ödülün aslında bir ceza olduğunu söylüyor Özgür Bolat. İkinci kısımda peki ödülle yani pekiştireçlerle öğretmeyeceksek nasıl öğretebiliriz sorusuna cevap veriyor. Bandura'nın sosyal model alma kuramıyla. Eğer bir anne abur cubur yiyorsa çocuğunun abur cubur yememesi imkânsızdır. Çocukla gerçek bir ilişki kurulması gerektiğini söylüyor Özgür Bolat. Bunu da pide anlayışı ile yapabiliriz. Yani perspektif ihtiyaç Duygu ve emek. Gerçek bir ilişki ancak bu aşamalardan sonra kurulur. Bunlardan sonra çocuğa geri bildirim vermenin öneminden bahsediyor. Ama çocuğu geri bildirime b boğmak da yanlış çocuğa kendi kendine geri bildirim vermeyi öğretmeliyiz. Peki bir çocuğa sorumluluk nasıl kazandırılır? İlki düzen kurmak. Düzen kurmak deyince aklımıza sadece eşyaların düzeni gelmemeli düzen çok boyutludur. Tutarlı davranışlar kurallar prensipler bunlardan oluşur. İkincisi problem çözmek. Çocuğa problem çözmeyi öğretmeliyiz ki kendine ebeveynlerin yanında değersiz ve küçümsenmiş hissetmesin. Üçüncüsü bedel ödemek. Bedel ile ceza karıştırılmamalıdır. Bir çocuk yemek yemediği için bilgisayardan mahrum bırakılıyorsa bu cezadır. Ama yemek yemediği için daha sonra kendisi hazırlıyorsa bu bedel ödemektir. Aile çocuğu değil kendisini değiştirmelidir. Kitap bazen kendini tekrarlıyor havası versede akılda kalıcı olması bakımından güzel bir kitap. Belki de çocuklara çok fazla yükleniyoruz onları suçlu buluyoruz birazda çuvaldızı kendimize batırmanın vakti.