Bana bir masal anlat Haydar ...
9/10
·243 syf.··
Beğendi
·
2020 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2020 04:17
Hasan Ali Toptaş Uykuların Dogusu romanıyla sınırları zorluyor … Zorlanan sınırlar nedir peki ? Buradaki sınırlar , Klasik roman sınırları . Anlatı sanatının en popüler metni olan Roman , çeşitli tarihsel dönemlerde çeşitli sanat anlayışları ve yazar zihniyetleri doğrultusunda belirli aşamalarda başkalaşmış ve Klasik Roman Anlatı Sanatı dediğimiz yapı dışına çıkmaya başlamıştır . Postmodernizm akımı başlı başına bu baskalaşımın ana müsebbibi olarak kabul edilir . Postmodernizm ve Modernizmi harmanlayan Hasan Ali Toptaş , Uykuların Doğusu'nda roman sanatına farklı bir kimlik kazandırır . Romanın daha ilk cümlesi küçük harfle başlar ve okura bir bakıma hoşgeldin, diyerek bu romanı  okurken çok dikkatli olması gerektiğini bildirir . Uykuların  Doğusu," bir gölge gibi, masaya    doğru yeniden  yürüdüm.” ifadesiyle başlayıp “Sonra dayımın hikâyesini yazabilmek için kalktım, sendeleye sendeleye,ürkek” ifadesiyle biter.  Aslında okur bu birleşimi kitabın sonuna geldiğinde fark eder . Üst kurmaca ve Metinler arası geçiş gibi yöntemlerin yani sıra burada kitaba öyle bir yapı kazandırır ki bu dairesel yapıdan dolayı okur bir kısır döngüye girer ve başladığı yere geri döner .  Yazar aslında ,dayısının hikayesini yazmak için masasına oturur fakat bir türlü konsantre olamaz ve başka başka hikayeler hatta hikaye içinde hikaye ,helezonik bir örgüyü andıran hikayeler zinciri anlatır. Burada Binbir Gece Masalları anlatma geleneğine uygun bir format kullanır . Yazarın yazma aşamasında onu yalnız bırakmayan bir ilham perisi vardır : Haydar . Ileriki sayfalarda bir gölge gibi aniden çıkıveren Haydar yazarın yol arkadaşıdır bir bakıma . Romanın ilerleyen sayfalarında yazar , Haydar'ı benzettiği şahsiyetleri açıklarken en çok da Bin Hüzünlü Haz romanındaki Alaattin'e benzetir .  Uykuların Doğusu , yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı ilk etapta okura zor gelen bir tarza sahiptir . Şunu belirtmek isterim , roman belli bir kurguya ya da hikayeye sahip değil ve yazarın anlatı oyunlarından dolayı dikkati dağıtabilecek bir yapıya sahip . Bu yüzden ilk sayfalarını dikkatli bir şekilde okumanızı tavsiye ederim çünkü şunun teminatını vereyim sabrederseniz zaten akıp gideceğini kendiniz de göreceksiniz . Bu akıcılıkta yazarın üslubunun da büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. Yazarın üslubunu anlatmak için kesinlikle yazarın en az bir eserini okumak gerekir . Mesela  Türkçe bilmiyorsunuz ve Türkçe öğrenmek için kursa gidiyorsunuz , Duru , zengin bir Türkçe istiyorsanız Toptaş'ın eserlerini yalayıp yutmanız yeterli olur diye düşünüyorum . Yazarın betimlemeleri o kadar etkileyici ve özgün ki , sarı sarı titremek , mesela ; bana şiirlerde kullanılan imgeleri hatırlattı . Bunda yazarın şiirsel üslubunun da etkisinin olduğunu da belirtmek isterim . Yazarın bu eserinde Yirmi bine yakın farklı kelime kullandığını da söylemek gerekir . Yazar, başta niyetlendiği fakat bir türlü anlatamadığı Dayı'sının hikayesini eserin sonuna doğru anlatmaya başlıyor . Dedesinin masalsı hikayesinden başlayıp babasının hikayesini anlattığı sırada aniden dayısının hikayesine geçiyor. Dayısına duyduğu hayranlığı ve aralarındaki güçlü sevgi bağını anlatırken ortaya mükemmel pasajlar çıkıyor . Özellikle hikaye anlatma ve yazma konusunda dayısının verdiği öğütler takdire şayan . Dayının hikayesi ilerledikçe birden hüzün kaplıyor okuru  . Anlatıcı- yazar yaşadığı , hissettiği duyguları okura çok iyi yansıtıyor. Dayının hazin hikayesi gerçekten üzücü . Bu hikayeyi okurken aklıma yazarın o müthiş romanı Kuşlar Yasına Gider geldi . Bence yazar Dayının hikayesini anlattığı bu romanı yazarken ,ileride Kuşlar Yasına Gider romanını da yazmayı düşünmüş . Benim hissiyatım bu şekilde . Zaten gerçek hikayeleri o kadar samimi anlatıyor ki Kuşlar Yasına Gider'de bana göre zirveyi görüyor . Ama Dayının hikayesi de kısa olmasına rağmen çok etkileyiciydi. Ben çok beğendim . Kitabı okurken altını çizdiğim ve bu platformda paylaştığım çok etkileyici cümleler oldu . Hatta kelime hazinem genişledi diyebilirim . Kitapta en çok beğendiğim alıntıyı paylaşarak sizlere keyifli okumalar diliyorum, sağlıcakla kalın … "Ne bileyim, hangi açıdan bakarsam bakayım, bir insan olarak, insan denen yaratığın bu denli gamsız oluşunu bir türlü hazmedemezdim." Hasan Ali Toptaş Uykuların Doğusu
1000Kitap
Uykuların DoğusuHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20201,455 okunma
·
28 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
MD
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim güzel düşünceleriniz için ...
Çok güzel bir inceleme olmuş sonuna kadar keyifle okutturdu.