Bir kitap okurken orada anlatılan dünyayı hayal
ediyoruz ve gözümüzde canlandırıyoruz. Bu nasıl
gerçekleşiyor?
Murat Salt
Çok güzel ve bu ay “ayın sorusu” olmayı hak
eden bir soru! İyi yazılmış, detaylı betimlemeler
içeren bir kitap okuyanın “zihin gözünü” açıyor ve
hikâyede anlatılan mekânı veya ortamı insanın
hayalinde canlandırmasını sağlıyor. Beynimiz
okuduğu satırlarda yazan kelimelerde anlatılan
bilgilerden yola çıkarak bir sanal görüntü
oluşturma yeteneğine sahip. Bu yetenek ve
oluşturulan görüntüler, imgeler aynı zamanda
insanın anılarıyla bağlantılı. Anılarımız beynin farklı
bölgelerinde biyolojik dosyalar olarak dururlar.
Yoğunlukla hipokampusta yer alırlar. Hayal
ettiğimiz görüntüler ise görsel korteksin oksipital
lobunda oluşuyor. Zihin gözü işte bu ikisini
birleştirirken açılıyor. Basitçe açıklamak
gerekirse, gerçek hayatta bir nesne
gördüğümüzde beyinlerimizdeki nöronlar uyarılır
ve o resmi ileride kullanmak üzere kullanılacak
bağlantılar oluştururlar. Belleğimizde depolanan
bu nörolojik bilgileri kullanan beynimiz
okuduğumuz satırlarda yazan her şeyi zihnimizde
canlandırmamızı sağlar.
Eğer bu yazanlarla ilgili bir referans
görüntümüz yoksa, yani daha önce bunlara
benzer bir şey görmemişsek ortaya çıkan hayali
görüntü gerçekten farklı olacaktır. Örneğin, eğer
daha önce hiç çöl görmediyseniz, Sahra
çölündeki kum tepeciklerini anlatan bir kitap
okurken bu kum tepelerini belleğinizden alıp
gözünüzün önüne getiremezsiniz. Bu durumda
boşlukları beynimiz dolduracak ve bize hayal
ürünü de olsa orada yazan kelimelerle tutarlı bir
görüntü oluşturacaktır.